Azis: 'Adımı Türk filminden aldım'

Vasil Troyanov Boyanov, yani namı diğer Azis... Bulgaristan’ın bir köyünde roman çocuğu olarak dünyaya geldi, çocuk yaşta ünlü olmayı kafaya koydu. İzlediği bir Türk filmi sayesinde sahne ismi ‘Azis’i belirledi. Annesine söylediğinde deli muamelesi gördü...
Sonra tüm bunlar gerçek oldu. 1999 yılında müzik dünyasına atıldı. 15 yıldır süren başarı grafiğiyle ünü sınırları aştı. Şimdi başta Türkiye olmak üzere tüm Avrupa’da konserler veriyor. Türkler’i ve Türkçe’yi çok seviyor. Hayali ise tamamen Türkçe bir şarkı hazırlamak ve Bülent Ersoy’la düet yapmak... Azis, kariyeri ve Türkiye sevgisiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.
-1999’da müziğe başladınız ve sürekli yükselen bir grafiğiniz var. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Bu 15 yıllık süre içinde çok çalıştım. İşimi seviyorum. Bu sayede adımı daha çok kişiye duyurdum.
-Azis ismi nerede çıktı? İsim babanız kim?
Sofya’nın küçük bir köyünde yaşayan küçük bir çocuktum ve müzisyen olmayı kafaya koymuştum. İzlediğim bir Türk filmindeki karakterden etkilendim. Kalemle bir kenara yazdım. Sonra anneme, ‘Adım bir gün Azis olacak’ dedim. Bana ‘deli deli konuşma, bu hiçbir zaman olmayacak’ dedi. Sonuçta dediklerimin hepsi gerçekleşti.
-Yoktan var olduğunuz söyleniyor. Müziğiniz, şarkı sözleriniz, giyiminiz, makyajınız sahne şovlarınız ve video kliplerinizin hepsini kendiniz yapıyorsunuz. Bunlar nasıl oluyor?
Bilmiyorum, ama ben böyle doğdum. Her şeyi kendim düşünüp yapıyorum. Kostümlerimi ben yapıyorum kimse yardım etmiyor.
-Başlarda topuklu ayakkabı giyen feminen bir görüntüye sahiptiniz, son albümünüzle Radikalbir değişiklikle sakallı, maskülen oldunuz. Mahalle baskısı mı?
İnsanlardan bir baskı yok. Değişikliği ben istiyorum. Böyle olmayı sevdim. Makyajla kostümle uğraşmıyorum. Daha kolay ve pratik geliyor bana.
-Türkiye’de de çok büyük hayran kitleniz var. Bu ne zaman başladı ve nasıl gelişti?
Burada ilk konserimi 5 yıl önce verdim. Sonra hayran kitlem katlanarak artmaya başladı. Türkiye’yi ve Türk insanını çok seviyorum. Burada kendimi evimde gibi hissediyorum. Neredeyse iki ayda bir konser veriyorum. Konserlerimde binlerce kişi tek kelime Bulgarca bilmeden hep bir ağızdan şarkılarımı söylüyor.
-Biraz da müziğinizden bahsedelim. Çalga veya popfolk diyorlar. Roman müziğinin otantik melodilerle harmanlanması. Çok seviliyor ama nefret edenler de var mı?
Evet ülkemde ‘elitist’ olmak isteyen ve Avrupalı görünmek isteyen bir kesim var. Bunlar benim yaptığım müzikten utanıyor. Ama bu coğrafyanın müziği bu, caz müziği bize ait değil her zaman dinleyemezsin. Çalga, Balkan insanının kanını harekete geçiriyor. Kafayı bulan bir sürü entelektüel benim şarkılarımla dans ederek coşuyor.
-Türkçe albüm yapmayı hiç düşündünüz mü?
Türkçe kelimeleri şarkılarımda kullanıyorum. Ama hayalim öncelikle tamamen Türkçe sözlere sahip bir şarkı yapmak. Ama o kadar bilmiyorum birkaç dize geliyor aklıma, gerisini getiremiyorum. Bana söz yazacak kimse yok. Türkçe bir şarkı yazsam çok güzel olacak.
-Türkiye’deki sanatçılardan kendinize yakın hissettiğiniz kim var? Kimle çalışmak isterdiniz? 
Kibariye, Tarkan ve Bülent Ersoy en beğendiğim sanatçılar. Bülent Ersoy’la düet yapmayı çok isterim.
-Şarkılarınızın arasında Türkçe kelimelere sık yer veriyorsunuz. Son şarkınızın ise ismi Arapça, ‘Habibi’. Bu nereden çıktı?
Habibi kelimesi bana çok egzotik geliyor. O yüzden kullandım, şimdi Bulgaristan’da gençler birbirlerine aşkım derken Habibi tabirini de kullanmaya başladı.
‘Burak Özçivit çok sevdiğim bir oyuncu’
- Azis boş zamanlarında ne yapar?
Spor yapıyorum, arkadaşlarımla dostlarımla vakit geçiriyorum.
- Türk dizisi seyreder mi?
Dizi izlemeye pek vaktim olmuyor. Arkadaşlarım izliyor. Ben izlemiyorum ama çok sevdiğim bir oyuncu var; Burak Özçivit.
- Türk yemekleriyle aranız nasıl? Sever misiniz?
Bayılırım. favori yemeğim İskender. Ama sokakta satılan bir şey bile bana çok lezzetli geliyor.
- Türkiye’ye geldiğinizde ne yapmayı seversiniz?
Alışveriş merkezleri ve insanların çok olduğu yerleri seviyorum
- Eğer Azis Türkiye’de doğsaydı ne olurdu ne yapardı? Yine müzikle mi uğraşırdı?
Azis Türkiye doğsaydı kesinlikle müzisyen olurdu. Ben Bulgaristan’da 20’li yaşlarda müzik kariyerime başladım. 12 yaşında şarkı söylemeye başlardım. Çünkü burada insanlar müziğe çok daha fazla değer veriyor.
‘Müzisyen olmasam Modayla uğraşırdım’
- Müzisyen olmasaydınız ne olurdunuz?
Kesin modayla uğraşırdım. Ya stilist ya da bir moda dergisini yönetirdim.
- Duyduğuma göre bir menajeriniz yok. Sosyal medyayı bile kendinizin organize ettiği söyleniyor. Bunlara nasıl zaman ayırıyorsunuz?
Evet tüm şarkı sözlerimi kendim yazıyorum, klip senaryolarını, kostümlerimi kendim tasarlıyorum. Menajerim yok kendim yapıyorum. Sosyal medya hesaplarımda da güncelleme ve paylaşımları kendim yapıyorum. Çok da zevk alıyorum. 
- Başka hangi ülkelerde konser veriyorsunuz?
AB genelinde; HollandaAlmanyaİsviçreBrüksel ve Azerbaycan’da konserler verdim.

Hiç yorum yok

Eleştiri sınırlarını aşan, kişi, grup ya da topluluğa hakaret, uygunsuz kelime, ırkçılık ve nefret söylemi içeren yorumlara yer verilmemektedir.