Cisr-i Mustafa Paşa kasabası

22 Kasım 2017 Çarşamba

Share this history on :

Bülent AYAN

Cisr-i Mustafa Paşa kasabası.
Bulgaristan'da bugünkü adı Svilengrad olan Kapıkule'ye yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki yerleşim merkezi.
Kanuni'nin Sadrazamı Cisr-i Mustafa Paşa, Mimar Sinan'a Bulgaristan'da Meriç nehri üzerine köprü yaptırır.
Köprünün başındaki kasabaya da Cisr-i Mustafa Paşa'nın ismi verilir.
Edirne Vilayeti'ne bağlı kasaba zamanla Bulgaristan topraklarında kalınca “Mustafa Paşa Kasabası” ismi gider “Svilen'in Şehri” yani “Svilengrad” adını alır.
**
Svilengrad'a (Mustafa Paşa) ilk kez 1974 yılında gittim.
Edirne Lisesi'nden arkadaşım İhsan ile Fransa'ya yolculuğumuzda bu kasabanın içinden geçmiştik.
Elimiz mecburdu, çünkü o yıllar Haskovo Vilayeti ile arasındaki bugünkü uluslar arası karayolu yoktu.
Mustafa Paşa Köprüsü'nü de işte ilk kez o zaman görmüştüm.
Avrupa'dan gurbetçi trafiğinin o yıllarda giderek artmaya başlaması üzerine Bulgar yöneticiler tarihi köprüyü korumak için yanına seyyar köprü kurmuşlardı.
İki arkadaş bu manzara karşısında hayret etmiştik…
Tabi, tek tip yapılara, araçlara da…
**
Svilengrad'a ikinci gidişim 1979'da oldu. 
Türkiye  Bulgaristan arasındaki demiryolunun 10'uncu yıldönümü kutlamaları kapsamında Edirne'den giden heyetin içinde genç bir gazeteci olarak bulunmuştum. 
Kasabanın içindeki o dönem tek otel olan “Bulgaria”da ağırladılar bizi.
Rejim değişikliği sonrası ise 1989'dan başlayarak bu ülkeye gitmek için sayısız pasaport eskittim.
Milliyet Gazetesi'nin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü merhum Eren Güvener'in kardeşi Av. Selçuk Güvener bir gün asker arkadaşı Alper Omurtakhan ile beni aradı, buluştuk.
Alper, Osmanlı komutanlarından Refik Paşa'nın torunu.
Elinde kapı gibi Osmanlı tapusu mevcut.
Türkiye ile Bulgaristan arasında ilişkilerin giderek düzelmesi üzerine Svilengrad'ta dededen kalma 16 bin dekar arazi alabilmek için kolları sıvamış.
Ülkede yaşayanlardan ellerinde Osmanlı tapusu olanlar bir bir miras kalan taşınmazlarını geri almaya başlamıştı.
1992 yılında Svilengrad'a üçümüz birlikte giderek yerel mahkemede dava açtı.
Bulgar gazeteler, “Bulgaristan'ın yarısını istiyorlar” diye manşet atmıştı.
Genç kadın savcı, Türk tarafının haklılığı yönünde görüş bildirdi.
İş o kadar büyüktü ki, dava Sofya Yüksek Mahkemesi'ne taşındı.
İlginçtir, o savcının kısa süre sonra bir trafik kazasına kurban gittiğini öğrendik.
İşte o tapu şu an başkent Sofya'da.
Ve dava hala sonuçlanmadı…
**
Svilengrad, bugünkü Haskovo karayolunun 70'li yılların sonlarına doğru ulaşıma açılması nedeniyle geçmişteki avantajını yitirince terk edilmiş bir yer görüntüsüne kavuştu.
Ta ki, kasabaya ilk kumarhane gelinceye kadar!
Svilengrad artık bir kumarhane, kerhane kenti.
O kasabadaki gazinoların Edirne'deki bilboardlarda bile artık reklamlarını görmek mümkün.
Edirneli gazeteci arkadaşlarımdan bir bölümü geçen hafta Basın-Yayın ve Enformasyon İl Müdürlüğü'nün Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu ile gerçekleştirdiği organizasyon ile bu kasabanın bağlı olduğu Haskovo ili'ne 2 günlük bir ziyaret gerçekleştirdi
Haskovo Valisi arkadaşlarımıza Svilengrad'ta 7 kumarhane bulunduğunu, bu sayının 27'ye çıkacağı söyledikten sonra kasabaya uluslar arası nitelikte havaalanı inşa edileceğini söylüyor.
Edirne'de havaalanı inşaatı yılan hikayesine dönerken üzerimizde Bulgarlar'ın tayyareleri uçacak.
Neden uçmasın ki?
Svilengrad olmuş “Sevilen grad!”
**
Gelelim bizim tarafa.
Geçen hafta bir arkadaş düzenlediği basın toplantısında Ak Parti'den aday olması halinde Edirne'yi uçuracağını söylemiş.
Bu da üfürükten tayyare….

http://www.hudutgazetesi.com/yazar/5415/frkten-tayyare.html