Bultürk Derneğinden Ataka Gazetesine cevap

24 Ağustos 2012 Cuma |

Bu mektubu yazma nedenimiz Ataka Gazetesi’nde yayımlanan 29.06.2012 tarihli ‘’Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Sınırları İçerisinde Hiçbir Türk Yoktur’’ başlıklı yazıdır. Bulgaristan’dan göç etmiş olan Türklerin kurduğu saygın bir derneğin başkanı olarak bu yazıda ifade edilenleri kesinlikle kınıyor ve karşı olduğumuzu dile getirmek istiyorum.
Her ne kadar kaynak ve kendi değimleriyle kıskanacak kadar Osmanlı tarihi araştırmacıları olarak Toynbi ve Stivın Rinsinman’ı gösterseler de yazının içeriği tarihi gerçeklerden çok uzak olduğu apaçık ortadadır.
Ne ilginçtir ki internet ansiklopedisi Wikipedia’da ‘Toynbi’nin Medeniyetleri’ adı altındaki eserinde Osmanlı medeniyetleri yer almamaktadır. Stivın Rinsınman’ın Türklerle ilgili çalışmalarına rastlanmamaktadır.
Söz konusu yazının içeriğine bir göz atacak olursak yalan yanlış ifadeler ve uyduruk ‘tezlerle’ karşı karşıya kalmaktayız. Bunarın haricinde yazıda insanoğlunun en duyarı olduğu etnik ve milli hassasiyeti zedeleyecek aşağılayıcı sıfatlar kullanılmakta ve milli duygunun verdiği onur ve şeref duygusu kırılmaktadır. Bu anlamda söz konusu yazı tarihi gerçeklerle örtüşmediği gibi yazının hiçbir bilimsel, kültürel ve edebi değeri yoktur. Bununla birlikte etnik gerginliği körüklemeye ve hoşgörüyü tüketmeye yönelik potansiyel bir kaynaktır. Tüm bu gözlemlerimizi kanıtlamak için yazıdan birkaç alıntı sunmak isteriz.
Yazıdan,
-‘’Türkiye Cumhuriyeti ’de yapılan son sayımda komşumuzda 50-60 milyon Selçuklu ve Karamanlı yaşamaktadır. ‘’
Bu iddia ile ilgili yorumumuz: Türkiye Cumhuriyeti ’de yapılan son sayımda ve günümüzde bu tür ırk ifadeleri kullanılmamaktadır.
-‘’Aşağılık ‘Türk’ ifadesiyle adlandırılan Selçıklu ve Karamanlılar nerden türemiştir? ‘’
Bizim cevabımız: Selçuklular ve Karamanlılar Osmanlı tarihinden önceki dönemde onurlu bir şekilde yaşamış saygın Türk boylarındandır.
-‘’16., 17. ve daha 19. yüzyıla kadar Osmanlı imparatorluğunda ‘Türk’ ifadesi aşağılık sıfatıdır. ‘Türk’ tiksinti, pis kokulu anlamı taşımaktadır.’’
Bizim için Türklük; şeref, onur, gurur ve mutluluk belirtir.
Yazıdan Türklerin onurunu zedeleyecek daha birçok aşağılayıcı ifadeler sunulabilir.
Yazının altındaki yorumlara ise değinmek bile istemiyoruz. Seviyesiz, çirkin, alçak, aşağılık, namus öldürücü, cahilce ve edepsizce yapılan yorumlar kendisine saygısı olan her Türk’ün kanını kabartıcı ve kışkırtıcıdır.
Sonuç olarak tüm bunların birileri tarafından ucuz, politik çıkarlar için yapıldığını bilmekteyiz. Artık bu tarz yaklaşımlar olamamalı. Etnik grupları birbirine düşürmenin, karşı karşıya getirmenin ve gerginlik yaratmanın durdurulma vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Siyasi partilerin; sefilleşmiş vatandaşın istihdamını artırma, bu hususta alternatifler sunma ve ülke ekonomisini kalkındırma gibi konulara odaklanmaları gerektiğini düşünüyoruz.
Yukarıda belirttiğimiz hususlar gereğince Bulgaristan Anayasasının 4. Maddesinin 2. Fıkrası, 6. Maddesinin 1. Fıkrası ve 32. Maddesinin 1. Ve 2. Fıkraları uyarınca ve Bulgaristan ceza kanununu 162. Maddesinin 1. Fıkrasına dayanarak yukarıda belirtilen hususları yetkili makamların bilgilerine arz ediyoruz.
Etnik gruplar arasında gerginlik, kin ve nefret oluşmaması için ve hoşgörünün tükenmemesi adına yetkili makamların hukuki önlemler alacağının inancındayız. Bu anlamda alınacak önlemler Bulgaristan ulusal ve uluslar arası hukuk ve kanunlar çerçevesinde aşağıdaki yaptırımları gerektirir.
1) Hristo Krasi’nin Türkleri aşağılamaya yönelik yazdığı kitabın yasaklanması.
2) Kitaptan yapılan alıntıların bulunduğu internet sayfalarının kapatılması.
3) Kitabın yazarına, alıntıyı gerçekleştiren gazeteciye ve Ataka Gazetesi’nin sahibine Bulgaristan ceza hukuku gereğince işlemler yapılması.

En içten duygularımızla işaret ettiğimiz konulara eğileceğinize inanıyor ve bu duruma gösterdiğimiz hassasiyete duyarlı kalacağınızı umut ediyoruz.

BULTÜRK