Bulgaristan

GÜNEY AKIM

TÜRKİYE-BULGARİSTAN SINIRI

Powered by Blogger.

Kapitan Andreevo'da susturuculu tabanca ele geçirildi

27 Şubat 2015 Cuma |

Kapitan Andreevo gümrüğünde bir otomobilde 9 adet susturuculu tabanca ele geçirildi.

Türkiye'ye giriş yapmak üzere sınır kapısına gelen Bulgar plakalı özel otomobilde yapılan aramada 9 det tabanca ve bu tabancalara ait susturucular ele geçirildiği bildirildi. 



15:47 | 0 yorum |

Erdoğan, Bulgaristan'la ilgili kanunları imzaladı

26 Şubat 2015 Perşembe |

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayladığı, Türkiye ile bazı ülke ve uluslararası kuruluşlar arasında imzalanan anlaşmalara ilişkin kanunlar, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan kanunlar arasında Bulgaristan'ı ilgilendiren iki kanun da bulunuyor:

- 6616 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bulgaristan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Karayoluyla Uluslararası Yük ve Yolcu Taşımacılığı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun,

- 6621 sayılı Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Cumhuriyetinin Demiryolu Bağlantısı Olan Limanları Arasındaki Uluslararası Demiryolu-Feribot Hattının Organizasyonu ile İlgili Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun'.

Ajans Bg



15:38 | 0 yorum |

Cami saldırısı nedeniyle AİHM'den Bulgaristan'a ceza

24 Şubat 2015 Salı |

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), başkent Sofya'da cami önünde cemaate saldıran aşırı sağcı parti ATAKA militanlarına müdahale etmeyen ve gerekli yasal işlemleri yapmayan Bulgaristan'ı mahkum etti. Bulgaristan'da yaşanan olayın mağdurlarından 1976 doğumlu Veli Karaahmed'in 2013 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğünün korunmasıyla ilgili 9. maddesini Bulgaristan'ın ihlal ettiğine" hükmetti.

20 MAYIS 2011 TARİHİNDE IRKÇI ATAKA CUMA NAMAZI KILAN MÜSLÜMANLARA SALDIRMIŞTI.

18:50 | 0 yorum |

Ezandan sonra çan sesine dava

Bulgaristan'da aşırı milliyetçilerin ezan sesine karşı açtıkları davaların ardından bir grup vatandaş kilisenin çan sesinin kendilerini rahatsız ettiğini belirterek mahkemeye başvurdu. 
Bulgaristan'ın güneyindeki Pırvomay şehrinde bulunan Sveti Georgi Kilisesi'nin çan sesinden rahatsız olduklarını belirten dokuz kişi, mahkemeye başvurarak çanın çalınmamasını talep etti.
Bölge Sağlık Müfettişliği'ni kilise çanından gelen ses konusunda önlem almamakla suçlayan grup, kilise temsilcilerinin "Çan artık saat başı değil, sadece ayin sırasında çalınıyor" şeklindeki açıklamasından da memnun kalmadı ve mahkemeye gitti.
Filibe İdari Mahkemesi, kilise çanından gelen sesin azaltılması talebini kabul etmedi ve kararda "sağlık müfettişlerinin eğlence yerlerindeki ses seviyesini kontrol ettiklerini, kilisenin ise bu kategoriye girmediğine" vurgu yaptı.
Ancak çan sesinden rahatsız olan grup, kilisenin mum ve ikon sattığını, bu nedenle de ticari kuruluş olarak kabul edilebileceğini savunarak davayı bir üst mahkemeye taşıma kararı aldı.
Bulgaristan'da aşırı milliyetçi siyasi oluşumlar, zaman zaman ülkenin çeşitli yerlerinde bulunan camilerden okunan ezan sesinden cami etrafında yaşayan vatandaşların rahatsız olduklarını savunarak, idari mahkemelere veya sağlık müfettişliklerine başvuruyor ve ezan sesinin kısılmasını istiyor.
AA
11:00 | 0 yorum |

Bulgaristan'ın NATO'ya ihtiyacı var mı?

23 Şubat 2015 Pazartesi |

Bulgaristan milliyetçi ‘Ataka’ partisinin lideri Volen Siderov, Bulgaristan’ın NATO üyeliği konusunda referandum yapılması için imza kampanyası başlatılacağını söyledi.
Etnik çatışmalar ve anlaşmazlıklar alanında uzman bir siyaset bilimci olan Uluslararası Stratejik Bakış Enstitüsü Başkanı Yusuf Çınar, Siderov'un açıklamalarıyla ilgili Radyo Sputnik'e şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biliyorsunuz Ataka Partisi Bulgaristan’da aşırı milliyetiçi, hatta ırkçı bir parti olarak bilinmektedir. En son seçimlerde almış olduğu oran çok ciddi, yüzde dört civarında ve barajı geçti. Buradan şunu çıkartabiliriz: Özellikle Avrupa’da ekonomik krizin yol aşmış olduğu bir milliyetçilik yükselişte. Milliyetçiliğin yükselişi Bulgaristan’da Ataka Partisi ve benzeri partiler tarafından iyi bir şekilde kullanılıyor. NATO’dan çıkmak istemelerinin sebebini ben çok ciddi bulmuyorum.
Bunu tamamen Bulgaristan’daki iç siyasal hareketlere karşı bir söylem olarak görüyorum. Bunun çok tutacağını ve halk tarafından kabullenileceğini düşünmüyorum. NATO niçin Bulgaristan için önemli? Birincisi; AB, NATO’yu kendi yayılma alanının ilk bölgesi olarak görmektedir. İlk önc, NATO’ya üye olunuyor, özellikle bu Balkan ve Doğu Avrupa devletlerinde gerçekleşti. Bulgaristan da, 2004 yılında ilk önce NATO’ya, ondan sonra AB’ye üye oldu. Fakat Avrupa Birliği'nin Bulgaristan’ı Şengen'e dahil etmemesi, Bulgaristan içeresindeki ırkçı veya aşırı milliyetçi partilerin yükselişine sebep oldu. Bu partiler NATO’nun kendi güvenliklerine bir katkı sunmadığını bahaneye ederek çıkmak istediklerini her seçimde kullanmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldu çünkü Bulgaristan’ın ekonomik durumu, işsizliğin çok fazla olması, enflasyonun çok yüksek çıkması, siyasi istikrarsızlık… Son iki senede 2 tane erken seçim yapmış bir Bulgaristan’dan bahsediyoruz. Bu tür istikrarsız siyasal durumun olduğu ülkelerde milliyetçi partiler her zaman oyunu arttırır.
Evet NATO’dan çıksın, AB’den çıksın, ama Bulgaristan hangi siyasal oluşumla işbirliği yapacak? Sadece Siderov’un milliyetçi Bulgaristan’ın tarihini yeniden yazacağım’ demesiyle Bulgaristan’ın ayakta kalmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Aksine bu tür söylemler özellikle azınlıklara yönelik şiddet eylemlerini de tetikleyebilir. Bunun için ben Siderov’un NATO açıklamasını sadece partisinin seçmenlerini heyecanlandırmak için söylediği bir cümle olarak görüyorum.
Siderov'un söyleminin ne Rus tarafında, ne AB tarafında, ne de ABD tarafında karşılığını bulacağını zannetmiyorum.
Dünya üzerinde sadece Amerikan merkezli bir güvenlik anlayışının şu aşamadan sonra çok büyük tepkilere maruz kalacağını tahmin ediyorum. Bunu Ukrayna'da görebilirisiniz, geçmiş dönemlerde Gürcistan’da görebilirsiniz, Afrika’da  ‘Arap Baharı’ döneminde görebilirsiniz. Fakat diğer çok kutuplu merkezlerin bir araya gelebileceği bir güvenlik sisteminin oluşması da uzun yıllar alabilir."


 http://tr.sputniknews.com/
17:37 | 0 yorum |

Bulgaristan'da Müslüman düğünü

Osmanlı döneminden bu yana yüzyıllardır yaşatılan gelenekte, gelinin yüzü yalnızca erkek tarafından kadınların katılabildiği bir törenle beyaza boyanıyor.

Başkent Sofya’dan yaklaşık 210 kilometre uzaklıktaki Rodop Dağları’nda bulunan Ribvono köyünde hafta sonu düğün telaşı vardı. Bulgar Müslümanlarından Azim Liumankov ve Fikriye Bindzheva, kış düğünüyle evlendi. Ülkenin güneybatısındaki bu uzak dağ köyü, Komünist rejim döneminde yıllarca baskı ve zulüm gördükleri ve erkeklerin büyük bölümü yoksulluk nedeniyle yurtdışında çalışmaya gittiği halde, geleneksel kış düğünü adetini yaşatıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Müslüman olan Slavların, yani bilinen adıyla Pomakların büyük bir coşkuyla sürdürdüğü geleneğe göre, gelinin yüzü, özel bir törenle beyaza boyanıp rengarenk pullarla süsleniyor. Saatlerce süren özel makyaj seremonisine yalnızca erkek tarafından kadınlar katılabiliyor. 
Çeyizi erkekler taşıyor 
Tüm gün boyunca festival havasında geçen törende, erkek tarafı gelini almaya danslar ve şarkılar eşliğinde gitti. Köyün erkekleri gelinin çeyizini hep beraber taşıdı. Yürüyüşlere katılmayanlar ise töreni kapı önünden ya da evinin camından izlemekle yetindi. Düğün eğlencesinin vazvgeçilmez müziği de gelenekseldi. Davuldan çıkan ritim ve zurnadan dökülen notalarla dans edildi. Bulgaristan’ın 7.4 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu Müslümanlar oluşturuyor. Ribvono köyünün bulunduğu Rodop Dağları, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki sınırda. Dağ silsilesinin yüksekliği yer yer 2 bin metreyi geçiyor. 
 Reuters 








16:55 | 0 yorum |

'O' an

Avrupa Birliği'nin en yoksul ülkesi Bulgaristan'da Türklerin en çok yaşadığı Kırcaali'nin merkezi. Çöp toplayarak hayatını kazanan bir vatandaş, çop konteynerinde bulduğu ve kendisi için değerli olan bir şeyi almak üzere eğiliyor ancak boyu yetmediği için fazlaca eğilmek zorunda kalıyor. İşte o anı Ajans Bg objektifi böyle yakalıyor.


16:08 | 0 yorum |

Blagoevgrad Bölge Müftülüğü'ne "Türklere ölüm" yazıldı

Bulgaristan'ın güneybatısındaki Blagoevgrad Bölge Müftülüğü'nün girişine kimliği belirsiz kişilerce "Türklere ölüm" yazıldığı bildirildi. 

Bölge Müftülüğü, gece geç saatlerde siyah sprey boyayla yazılan yazı için ilgili kurumlara şikayette bulunduklarını açıkladı. 
Blagoevgrad Bölge Müftüsü Aydın Muhammed, AA muhabirine yaptığı açıklamada birçok kez bu tür çirkin saldırılara maruz kaldıklarını söyledi. Muhammed, ibadet yerlerine yapılan saldırıları kimlerin düzenlediğinin bilindiğine, ancak ceza verilmediğine dikkati çekti.
Muhammed, Türk ve Müslümanlara ait dini yapıları hedef alan saldırganlardan bazılarının yakalandığını, ancak soruşturma sırasında "oluşan maddi hasarın, ülkede çalışanlara ödenen aylık asgari ücretten düşük" olduğu gerekçesiyle ceza verilmediğini söyledi.

Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü yetkilileri, ırkçı grupların Müslümanlara ait ibadet yerlerini hedef alan saldırılarının sistematik hale geldiğine işaret ederek son 25 yılda 250'den fazla saldırı düzenlendiğini belirtti.

AA
11:30 | 0 yorum |

Kırcaalili bebekler Türkiye'de dünyaya geliyor

Bulgaristan'da Türklerin en çok yaşadığı Kırcaali bölgesinde yeni doğan bebeklerin yüzde 50'nin Türkiye'de dünyaya geldiği bildirildi.

Kırcaali nüfus dairesi müdürü Bayram Bayram, geçen 2014 yılında Kırcaali ilinde doğan 250 bebekten yüzde 60'nın yurt dışında dünyaya geldiğini belírterek, özellikle Türkiye'de doğan bebeklerin sayısının yüksek olduğunu söyledi.


Ajans Bg
07:51 | 2 yorum |

Yüksel Özkan taburcu edildi

22 Şubat 2015 Pazar |

Bal-Göç Genel Bşkanı Yüksel Özkan taburcu edildi. Geçirdiği kalp spazmı sonucu hastaneye kaldırılan ve anjiyo yapılan Doç.Dr. Yüksel Özkan, bugün Bursa Medikalpark Hastanesinden taburcu edildi. 

Özkan’ın taburcu edileceğini öğrenen Bal-Göç yönetimi ve üyeleri başkanlarını yalnız bırakmadı. Özkan’ın hastane çıkışındaki kalabalık karşısında duygulandığı görüldü. Kendisine iletilen geçmiş olsun dileklerini kabul eden Özkan. sunulan çiçeklerin içinde bulunan ‘NEREDE KALMIŞTIK? ‘ notundan etkilendi. 
Bu not aslında göçmenlerin heyecanını hala koruduğunu, ‘Tek ve Ortak Aday’ parolasıyla çıkılan bu yolda devam edileceğini gösteriyor. 
Yüksel Hoca birkaç günlük bir dinlenmenin ardından bu maratona devam edecektir. En önemli soru ise; hala hangi partiden aday olacağıdır. 

Erdoğan Doğu 
Bursa






17:16 | 0 yorum |

Bulgaristan pazarı önem kazandı

20 Şubat 2015 Cuma |

Bulgaristan’ın Başkenti Sofya’da düzenlenen turizm fuarında temaslarda bulunan Alanya Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Dahaoğlu, bu fuarda Alanya’nın ilk kez tanıtıldığını söyleyerek Türkiye standının ise geçen yıla oranla 2 katına çıkarıldığını ve 200 metrekare alanda tanıtım çalışması yapıldığını ifade etti.
 
Bulgaristan pazarının son yıllarda daha fazla önem kazandığına işaret eden Dahaoğlu, 6 milyon nüfusa sahip Bulgaristan’dan 1 milyon 600 bin kişinin geçen sene Türkiye sınırından giriş yaptığını, bu ziyaretçilerden 300 bin kişinin 5 gün ve üzerinde konaklama yaptığını vurguladı.
 
Fuarın ilk gününde Sofya Büyükelçisi Süleyman Gökçe ve Kültür ve Tanıtma Müşaviri Cemal Tekkanat, Bulgaristan Turizm Bakanı Nikolina Angelkova’yı Türkiye standında ağırladığını aktaran Dahaoğlu, Angelkova’nın Türkiye’deki gelişmeler hakkında bilgi aldığını bildirdi. 
 
Dahaoğlu, “Büyükelçi Gökçe ve Müşavir Tekkanat ALTAV’ın çalışmalarından dolayı teşekkürlerini ilettiler. Ayrıca Müşavir Tekkanat’ın organize ettiği Türkiye standı, görsel sunumlar, sanatsal aktiviteler ve ikramlarla Bulgarların büyük beğenisini kazandı. Türkiye standında Ege Bölgesi’ni olduğu gibi Alanya’yı da ön plana çıkaran Müşavir Tekkanat, önümüzdeki günlerde Bulgar basın mensuplarını tanıtım için Alanya’ya yönlendirecek” dedi. 
 
Dahaoğlu, fuarda genelde iyimser bir havanın egemen olduğunu ifade ederek, Corendon Airlines ve Bulgaria Air ile charter uçuşlarının bu pazarda tur operatörlerinin elini güçlendirdiğini ve yüzde 10 civarında artış hedeflediklerini söyledi.

Bulgar tatilcilerin mesafe anlamında daha yakın ve ekonomik olmasından dolayı kendi araçlarıyla ve otobüslerle çoğu zaman Ege Bölgesi’ni tercih ettiklerini belirten Dahaoğlu, “Bu sebepten dolayı bu bölgeden birçok otel Sofya Turizm Fuarı’na katılım gösteriyor. Antalya kıyılarını yeni keşfetmeye başlayan Bulgarlar aynı zamanda tatil ve eğlence düşkünü olarak dikkat çekiyor. MC Hotel, Club Alantur, Annabella, Litore, Sirius, Club Paradiso, Aydınbey, Eftalia, Aska, Azura Delux isimli Alanya bölgesi otelleri de fuarda stant açarak Alanya tanıtımına çok önemli katkı sağladılar” diye konuştu.
15:07 | 0 yorum |

Balkanlar´da bir zamanlar Sefaradlar yaşardı: Bulgaristan Yahudileri

Metin DELEVİ   
Bulgaristan topraklarında Yahudilerin varlığı çok eskilere dayanır. Tarihi bulgulara göre, Balkanlar’da ve özellikle Bulgaristan topraklarında Yahudi varlığının izleri MS 2. yüzyıla, belki de daha da öncesine gider. Yazar Philo’ya göre, İmparator Caligula döneminde (MS 37-41) Makedonya’da yerleşik Yahudiler bulunmaktaydı. Eski adıyla Ulpia Oescus, bugünkü adıyla Plevne kenti yakınlarında 2. yüzyıla ait, üzerinde Menora (yedi kollu şamdan) bulunan Latince yazılmış bir mezar taşının bulunması bunun kanıtı.
4. yüzyılda İmparator Theodosius kararnamesinin yayınlanmasından sonra, bölgedeki Yahudiler için yaşam zorlaşmaya başladı. Bizans İmparatoru Leo III döneminde ise (718-741) tüm Yahudilerin vaftiz edilmesi kararı üzerine Bulgaristan topraklarına doğru yoğun bir Yahudi göçü başladı. Bulgar Çarı Boris I döneminde (852-889) ise Yahudi tarihinde ilk ve belki de tek olay yaşandı. Bulgaristan’a göç eden Yahudiler pagan olan Bulgarları Yahudi olmaya ikna etmeye çalıştı. Çar Boris, kısa süreli bir tereddütten sonra, büyük ihtimalle siyasi nedenlerden dolayı, halkının Hıristiyanlığı seçmesini kararlaştırdı. Ancak Bulgar Hıristiyanlığı, pagan, Yahudilik ve Hıristiyanlık karışımı bir din olarak gelişmeye başladı. Hıristiyanlığı yaymak üzere Bulgaristan’a gelen papazlar Cyril ve Methodius da bölgedeki Yahudi kültüründen etkilendiler. Yarattıkları ve sonradan Kiril alfabesini oluşturacak Yunanca temelli alfabede, Yunan alfabesinde bulunmayan bazı sesler için İbrani harflerini kullandılar (ts için tsadik, sh için şin vs.). Comitopuli hanedanından başa geçenlerden çoğu da Samuil, Moses, David gibi İbrani/Yahudi isimleri almayı tercih ettiler. Din adamlarının çoğu da Yahudi kökenliydi. En ünlüleri, Ohrid bölgesi ve ilk Bulgaristan Başpiskoposu Leo Mung’du.
11. yüzyıl boyunca, İtalya’dan gelen çok sayıda Yahudi tacir Bulgaristan’a yerleşti ve çarlardan özel ayrıcalıklar koparmayı başardılar. Yine bu dönemde, Haçlı zulmünden kaçan Yahudiler de Bulgaristan’a sığınmaya başladı.
Bulgar Çarı Ivan Alexander (1331-1371), Sara adlı bir Yahudi kızla evlenmek için eşi Teodora’dan ayrılmıştı. Sara da Çar’la evlenebilmek için Hıristiyanlığı kabul etmişti. Sara, din değiştirdikten sonra, Doğu Ortodoks Kilisesi’nin en büyük destekçilerinden biri oldu. Çok sayıda kilise ve manastır inşa ettirdi. Ancak bu çalışmaları yaparken zaman zaman kilise konseyini eski dindaşlarına karşı kışkırtmaktan da çekinmemişti. Sara’nın sarayda nüfusu çok yüksekti. Hatta bir oğlu olduğunda, Çar Ivan Alexander, ilk eşinden olan veliahdı reddedip, Sara’dan olma oğlunu, Ivan Shishman’ı veliaht prens ilan etti.
1389 yılında Çar Muad I Sofya’yı işgal ettiğinde, kentte faal dört sinagog buldu. İlki, Bizans topraklarından Sofya’ya gelmiş olanların gittiği ‘Kehal de los Griegos’ adlı sinagogdu. Diğerleri bir Aşkenaz sinagogu, bir Frenk sinagogu ve Bulgarca/İbranice dua edilen sinagog idi.
15. yüzyıldan önce Bulgar Yahudi toplumunun çok büyük bir kısmı Romanyot Yahudileriydi. Bu toplumda fakirinden zenginine, devlet işlerinde nüfuzludan toplumdan dışlanmışlara kadar çok geniş yelpazede insanlar bulunmakta ve Bulgar toplumuyla bütünleşmiş konumdaydılar. Dikkat çekici diğer bir nokta ise, o dönemlerde Bulgaristan’ın başkenti olan Turnovo’da cellâtlık mesleğini yalnız Romanyotların yapabilmesiydi. Ancak, zaman içinde Aşkenazların bölgeye göçleriyle birlikte Romanyotlar çoğunluğu kaybetmeye başladı. 1376 yılında Yahudilerin Macaristan’dan çıkartılmalarıyla, Bulgaristan’a doğru büyük bir Aşkenaz göçü yaşandı.
Osmanlıların 1396 yılında Bulgaristan’ı fethetmeleri esnasında Vidin, Nikopol, Silistre, Plevne, Sofya, Yanbol ve Plovdiv kentlerinde gelişmiş Yahudi cemaatleri bulunmaktaydı. 1470 yılında da, Bavyera’dan sürülmeleri sonrası Bulgaristan’a doğru önemli bir Aşkenaz göçü daha yaşandı.

SEFARADLARIN GELİŞİ
Yahudilerin en büyük göçü ise, 1492 yılından sonra, İspanya’dan sürülen Sefaradlarla gerçekleşti.
Osmanlı Sultanı’nın verdiği izinle birlikte, 1494 yılından sonra, Sefaradlar Bulgaristan’da daha önceden Yahudilerin bulunduğu bölgelere yerleşmeye başladı.
Bulgar Yahudileri o dönemde, Osmanlı, Moldavya, Eflak, Venedik ve Sicilya ile ticaret yapıyor; kendilerine ayrıcalık sağlayan Sultan fermanlarıyla da korunuyorlardı. Bulgaristan’ın en önemli ticaret merkezi Pazarcık kenti idi. Ticarette, Yahudi, Rum, Ermeni, Sırp ve Müslüman Türkler arasında büyük rekabet yaşanıyordu. Bütün bu olumlu gidişata rağmen, Bulgar Yahudileri ekonomik alanda hiçbir zaman çok etkin hale gelemedi.
17. yüzyıl ortalarında Bulgaristan Yahudi toplumu için bir dönüm noktası yaşandı. 1640 yılına kadar, Sofya’da üç ayrı Yahudi cemaati bulunmaktaydı: Bizans döneminden beri bu topraklarda yaşayan Romanyotlar, Macaristan ve Bavarya’dan gelen Aşkenazlar ve İspanya’dan gelen Sefaradlar. 1640 yılında üç toplum için ortak bir haham kullanma kararı alındı. Bu haham da Sefarad olacaktı. Zaman içinde Romanyotlar, Sefaradlar içinde eridi, Aşkenazlar da küçük bir azınlık olarak kaldı.
17. yüzyıldan itibaren Balkan Yahudileri ve özellikle Sefaradlar ticaret alanında yükselmeye başladı. Venedik Savaşları’ndan sonra Selanik ve Üsküplü Yahudi tüccarlar Pazarcık kentine yerleşip geldikleri bölgelerle ticareti geliştirmeye başladı. Hemen sınırdaki Haskovo-Hasköy’de hem Batı Avrupalıların hem de Osmanlı Türklerinin katıldığı fuarlar açmaya başladılar. 18. yüzyıldan itibaren Yahudiler madencilik ve dericilik konularına da el attı.
Bu yıllarda Bulgaristan, Osmanlı idaresi altındaydı ve bazı Bulgar Yahudileri Osmanlı yönetimine katılmaya, idari görevler almaya başladı. Bunların arasında en ünlüsü Pazacıklı Bakish, Sultan’ın maiyetinde önemli bir yere sahipti ve madeni paraların üretiminde standartlaşma konusunda çalışmalar yapmıştı.
19. yüzyıl ortalarında Bulgaristan’ı ziyaret eden Çekoslovak tarihçi Konstantin Irecek, bölgedeki Yahudilerden bahsederken, “genelde, ılımlı, mütevazı, kibar ve çalışkan insanlar” olduklarını, başta Burgaz olmak üzere Sofya ve Plovdiv’de yoğunlaştıklarını ve bu bölgelerde çok sayıda zengin Yahudi tüccar bulunduğunu yazmıştı.

SALDIRILARIN HEDEFİ
1878’de Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Osmanlı ordusu ağır bir yenilgi alıp geri çekilmek zorunda kaldı. Sofya’yı boşaltmaları esnasında ortaya çıkan kargaşa üzerine Sofya Yahudileri korunmak üzere kendi milis kuvvetlerini oluşturmak zorunda kaldı. Bulgaristan için bir çeşit kurtuluş savaşı olan bu çatışmaların Yahudi toplumu üzerinde ağır sonuçları oldu. Osmanlılara yardım etmeleri nedeniyle Yahudilere saldırılar başladı; dükkânları, evleri tahrip edildi, yağmalandı. Çok sayıda Bulgar Yahudi’si Edirne’ye ve hatta İstanbul’a sığındı.
Savaş sonrası, 1878 Temmuz’unda imzalanan Berlin Anlaşması’na, Balkan ülkelerinde yaşayan Yahudilere eşit haklar tanınması hükmü eklendiyse de özellikle Bulgaristan’da geleneksel antisemitizmden kurtulmak mümkün olmadı. Bulgaristan’da ulusal veya yerel yönetimlerde Yahudi liderlerin bir kısmı, en azından danışman olarak görev aldıysa da, kırsal alanda, yerel halk Yahudilerin toprak edinmemesi, ticaret yapmaması için ellerinden gelen tüm engellemeleri yaptılar.
Osmanlı döneminde Bulgaristan Yahudileri Edirne Hahambaşılığı’na bağlı idi.1878 yılında Bulgar yetkililerin onayıyla tüm Yahudi cemaatlerin dini lideri olarak Bulgaristan Hahambaşılığı makamı oluşturuldu. Hahambaşılığa bir Sefarad haham, Rav Gabriel Almosnino seçildi.
1884 yılında ilk kez Rusçuk’ta Judeo-Espanyol dilinde gazete yayınlanmaya başlandı. Bu tarihe kadar yayınlanan tüm Yahudi gazeteleri Bulgarca çıkartılıyordu. 1899 yılında, artan antisemit yayınlara karşı Chelovecheski Prava (İnsan Hakları) adında bir gazete yayınlanmaya başlandı. Yine bu dönemlerde, Judeo-Espanyol dilinde gazeteler çıkartılmaya devam edildi: ‘El Dia’ (1897-1914), ‘Hashofar’ (1901-1931), Marksist eğilimli ‘El Pueblo’, ‘El Ovrador Judio’, ‘El Amigo del Pueblo’.
1900 yılında, Hahambaşı Vekili Rav Moshe (Moshonachi) Tadjer liderliğinde tüm Bulgar Yahudi cemaatleri bir araya gelip cemaat işlerinin yürütülmesi, düzenlenmesi, gerekli seçimlerin yapılması gibi konuları içeren bir tüzük hazırladı. Ancak bu tüzük Bulgar hükümeti tarafından tanınmadı.
19. yüzyılın sonuna doğru, Bulgaristan’da Siyonist akım kuvvetlenmeye başladı. 1895 yılında birkaç Bulgar Yahudi’si Filistin’de bir yerleşim merkezi Har-Tuv’u kurdular. 1897 yılındaki ilk Siyonist Kongresi’ne Bulgaristan’dan üç delege katıldı.
1909 yılında Çar Ferdinand, Çariçe Eleonora ve hükümet yetkililerinin katılımlarıyla Avrupa’da Amsterdam ve Budapeşte sinagoglarından sonra üçüncü en büyük sinagog olan Sofya Sinagogu’nun açılışı yapıldı. Sefarad sinagogu olması nedeniyle İspanya stilinde inşa edilmişti.
1985 yılında, Bulgaristan-Sırbistan savaşı esnasında Yahudiler ilk kez orduya alındı. 1912-1918 yıllarında, Bulgaristan’ın taraf olduğu üç büyük savaşta Bulgar Yahudileri tüm cephelerde savaştı. Bu savaşlarda, çok sayıda kayıp arasında, çoğu Sefarad 1000 kadar Yahudi asker hayatını kaybetti.
1919 yılında imzalanan Neuilly Antlaşması’nda azınlıklara eşit haklar tanınması maddesi konulmasına rağmen Yahudilere karşı gayri resmi ayrımcılık uygulanmaya devam edildi. Yahudilerin, askeri okullara, devlet bankalarına veya kamu görevlerine kabul edilmemesine devam edildi.
1920’li yıllarda ekonomik sıkıntıların faturası Yahudilere kesildi. 1925 yılında komünistlerin Saint Nedelya Kilisesi’ni bombalamalarının ardından büyük bir cadı avı başlatıldı. Saldırganlar arasında bulunan Marco Friedman’ın Yahudi olması nedeniyle hiddet özellikle Yahudi toplumuna yöneldi.  Tutuklananlar arasında çok sayıda olaylardan bihaber Yahudiler de bulunuyordu. Bulgaristan Haber Ajansı Direktörü Joseph Herbst sırf Yahudi olması nedeniyle tutuklandı.
Her şeye rağmen Bulgarca, Fransızca ve özellikle Judeo-Espanyol dilinde gazeteler yayınlanmaya devam etti: ‘El Dia’, ‘Carmel’, ‘La Verdad’, ‘La Alvorada’, ‘Ha Tikva’, ‘La Pasensia’, ‘La Tribuna’, ‘El Pasatiempo’, ‘El Judio’, ‘La Consensia’ vs.
Özetle, Bulgaristan’da Sefaradlara yönelik basın olarak
1882-1903 döneminde Judeo-Espanyol dilinde yedi, Bulgarca dört, Fransızca bir;
1904-1918 döneminde Judeo-Espanyol dilinde 23, Bulgarca bir;
1919-1923 döneminde Judeo-Espanyol dilinde dört, Bulgarca bir;
1924-1940 döneminde Judeo-Espanyol dilinde on üç gazete yayınlandı.
1930’lu yıllarda, Avrupa’da yükselişe geçen Nazizm’in etkisiyle Bulgaristan’da çok sayıda antisemit kuruluş ortaya çıktı. 1936 yılında, Nazi kopyası olarak kurulan Ratnik (Savaşçı) bu kuruluşlar arasında en etkin olanıydı.
1930’lu yılların sonunda Bulgaristan Yahudilerinin yarıdan fazlası Sofya’da yaşıyordu. Aralarında kullandıkları Judeo-Espanyol dili antisemit ortam nedeniyle daha az kullanılmaya başlandı.
Bulgaristan’da konuşulan Judeo-Espanyol dilinde, Türkçe, İtalyanca, Rumca, Arnavutça, Fransızca, Bulgarca ve Romence’den çok sayıda alıntı bulunur. Telaffuzlarda da bu yüzden değişiklikler görülür. Bulgaristan Sefaradlarının eğitim seviyesi de oldukça yüksekti. 1908 yılında Bulgar erkeklerinin yüzde 53’ü, kadınlarının yüzde 85’i okuma-yazma bilmiyordu. Buna karşılık Yahudi toplumunda ve özellikle Sefaradlarda bu oranlar çok daha düşüktü. Eğitim konusunda, Alliance Israelite Universelle’in Bulgaristan Sefaradlarının eğitimine katkısı yadsınamaz. 1894-1896 yılları arasında yedi kentte, Rusçuk, Plovdiv, Sofya, Varna, Burgaz, Shumen ve Samokov kentlerinde AIU eğitim merkezleri kurulmuştu.
***
1939 yılında Bulgaristan’da, yüzde 90-95’i Sefarad olan yaklaşık 49 bin Yahudi yaşamaktaydı. Bu sayının yarısından fazlası Sofya’da yerleşikti. (Diğer önemli Yahudi yerleşim merkezleri: Plovdiv, Rusçuk, Varna ve Burgaz.)

KAYNAKLAR
- Sephardic Jews in Bulgaria – Marcel Israel
- The long, long History of Bulgaria and the Jews – Clive Leviev-Sawyer
- A Guide to Jewish Bulgaria
- Synagogues in Bulgaria – Eighteen Centuries ofJewish Presence in Bulgaria – Elko Z. Hazan
- The Concise Encyclopedia of Jewish Communities and Their Synagogues in Bulgaria – Elko Hazan
- Bulgarians and Jews Throughout History – Archimandrite Pavel Stefanov
- Bulgaria Jewry – World Jewish Congress
- The Jewish Issue in Bulgaria between the Two World Wars – Irina Lyubomirova Ognyanoya

salom.com.tr
15:00 | 0 yorum |

Bulgaristan'ın NATO'ya ihtiyacı var mı?

17 Şubat 2015 Salı |

Bulgaristan milliyetçi ‘Ataka’ partisinin lideri Volen Siderov, Bulgaristan’ın NATO üyeliği konusunda referandum yapılması için imza kampanyası başlatılacağını söyledi.
Etnik çatışmalar ve anlaşmazlıklar alanında uzman bir siyaset bilimci olan Uluslararası Stratejik Bakış Enstitüsü Başkanı Yusuf Çınar, Siderov'un açıklamalarıyla ilgili Radyo Sputnik'e şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biliyorsunuz Ataka Partisi Bulgaristan’da aşırı milliyetiçi, hatta ırkçı bir parti olarak bilinmektedir. En son seçimlerde almış olduğu oran çok ciddi, yüzde dört civarında ve barajı geçti. Buradan şunu çıkartabiliriz: Özellikle Avrupa’da ekonomik krizin yol aşmış olduğu bir milliyetçilik yükselişte. Milliyetçiliğin yükselişi Bulgaristan’da Ataka Partisi ve benzeri partiler tarafından iyi bir şekilde kullanılıyor. NATO’dan çıkmak istemelerinin sebebini ben çok ciddi bulmuyorum.
Bunu tamamen Bulgaristan’daki iç siyasal hareketlere karşı bir söylem olarak görüyorum. Bunun çok tutacağını ve halk tarafından kabullenileceğini düşünmüyorum. NATO niçin Bulgaristan için önemli? Birincisi; AB, NATO’yu kendi yayılma alanının ilk bölgesi olarak görmektedir. İlk önc, NATO’ya üye olunuyor, özellikle bu Balkan ve Doğu Avrupa devletlerinde gerçekleşti. Bulgaristan da, 2004 yılında ilk önce NATO’ya, ondan sonra AB’ye üye oldu. Fakat Avrupa Birliği'nin Bulgaristan’ı Şengen'e dahil etmemesi, Bulgaristan içeresindeki ırkçı veya aşırı milliyetçi partilerin yükselişine sebep oldu. Bu partiler NATO’nun kendi güvenliklerine bir katkı sunmadığını bahaneye ederek çıkmak istediklerini her seçimde kullanmaya çalıştı. Bunda da başarılı oldu çünkü Bulgaristan’ın ekonomik durumu, işsizliğin çok fazla olması, enflasyonun çok yüksek çıkması, siyasi istikrarsızlık… Son iki senede 2 tane erken seçim yapmış bir Bulgaristan’dan bahsediyoruz. Bu tür istikrarsız siyasal durumun olduğu ülkelerde milliyetçi partiler her zaman oyunu arttırır.
Evet NATO’dan çıksın, ABD’den çıksın, ama Bulgaristan hangi siyasal oluşumla işbirliği yapacak? Sadece Siderov’un milliyetçi Bulgaristan’ın tarihini yeniden yazacağım’ demesiyle Bulgaristan’ın ayakta kalmasının çok zor olduğunu düşünüyorum. Aksine bu tür söylemler özellikle azınlıklara yönelik şiddet eylemlerini de tetikleyebilir. Bunun için ben Siderov’un NATO açıklamasını sadece partisinin seçmenlerini heyecanlandırmak için söylediği bir cümle olarak görüyorum.
Siderov'un söyleminin ne Rus tarafında, ne AB tarafında, ne de ABD tarafında karşılığını bulacağını zannetmiyorum.
Dünya üzerinde sadece Amerikan merkezli bir güvenlik anlayışının şu aşamadan sonra çok büyük tepkilere maruz kalacağını tahmin ediyorum. Bunu Ukrayna'da görebilirisiniz, geçmiş dönemlerde Gürcistan’da görebilirsiniz, Afrika’da  ‘Arap Baharı’ döneminde görebilirsiniz. Fakat diğer çok kutuplu merkezlerin bir araya gelebileceği bir güvenlik sisteminin oluşması da uzun yıllar alabilir."


.sputniknews.com
08:34 | 0 yorum |

Ortodoks Kilisesi'nin temsilcileri “Hoşgörü Mevlidi”ne katılmadı

13 Şubat 2015 Cuma |

Saldırıya uğramasından bir yıl sonra Filibe Muradiye Camisinde “Hoşgörü Mevlidi” düzenlendi. Ortodoks Kilise'sinin temsilcileri, “Hoşgörü Mevlidi”ne davetli olmalarına rağmen katılmadı.
 “Hoşgörü Mevlidi”, Filibe Bölge Müftülüğü tarafından Filibe Muradiye (Cuma) Camii’nde Cuma namazı öncesinde gerçekleştirildi.  
Cuma Camisi, geçen yıl Şubat ayında bir grup aşırı milliyetçinin saldırısına uğramıştı. 
Etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi Süleyman Gökçe, Başmüftü Mustafa Aliş Hacı, T.C. Filibe Başkonsolosu Alper Aktaş, T.C. Burgaz Başkonsolosu Niyazi Evren Akyol, HÖH Milletvekilleri Cevdet Çakırov, Şabanali Ahmed, Hüseyin Hafızov, HŞHP Kurucu Başkanı Kasım Dal, Filibe Belediye Başkan Yardımcısı Petır Zehtinski, Filibe Emniyet Müdürü Plamen Uzunov, Filibe Merkez Savcısı Gergana Mutafova, Filibe Şalom Derneği Başkanı Svetozar Kalev ve bazı bölge Müftüleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. 


BİR YIL ÖNCE YAKILMAK İSTENMİŞTİ


Cuma Camisi, geçtiğimiz yılın Şubat ayında aşırı milliyetçiler tarafından yakılmak istenmişti. Camiye yapılan saldırının ardından Bulgaristan'da temaslarda bulunan ve o dönem Dışişleri Bakanı olan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bulgaristan başmüftüsü Mustafa Haci ile birlikte saldırıya uğrayan camide incelemelerde bulunup cuma namazını burada kılmıştı. 



23:01 | 2 yorum |

Hükümet 100 günün sonunda kendine "olumlu not' yazdı

Bulgaristan'da 6 Kasım 2014'te kurulan Başbakan Boyko Borisov koalisyon hükümeti, çalışmalarının ilk 100 gününü başarılı olarak değerlendirdi. 

Başbakan Yardımcıları Meglena Kuneva, Tomislav Donçev, Rumyana Bıçvarova ve İvaylo Kalfin, Bakanlar Kurulu binasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, hükümetçalışmalarına "olumlu not verdiklerini" açıkladılar.
Hükümetin koalisyon politikasından sorumlu Başbakan Yardımcısı Bıçvarova, gergin bir jeopolitik ve iç maddi sıkıntıların yaşandığı ortamda faaliyet gösteren hükümetin bu dönemde muhalefetten beklediği hoşgörüyü göremediğini söyledi.
Avrupa politikaları koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Meglena Kuneva ise " Bulgaristan kendini güvenilir, sadık bir Avrupa Birliği (AB) ve NATO ortağı olarak kanıtladı" diyerek, adalet sistemi, içişleri, emeklilik, sağlık, eğitim ve enerji alanlarında geniş çaplı reformlara giriştiklerini aktardı.
Kuneva, kendi alanındaki çalışmaların en önemli hedefinin, ülkenin Schengen alanına katılması olduğunu belirterek, "Şimdilik 20 AB ülkesinden koşulsuz destek almış bulunuyoruz. Diğer ülkeleri de ikna etmek zorundayız" diye konuştu.
Hükümetin uluslararası itibarından söz eden Kuneva, son dönemde ABD Dışişleri BakanıJohn Kerry, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond'un Bulgaristan'a yaptıkları ziyaretlerin de önemine dikkati çekti.
Bulgaristan'ın son yıllarda önemli sorunlarından biri olan "Ortadoğu ve Afrika'dan ülkeye yasa dışı yollardan gelen sığınmacılar" konusundan söz eden Kuneva, sınırda güvenlik artırıcı önlemler alındığını,  Türkiye sınırında kaçak geçişlerin engellenmesi için var olan 30 kilometrelik tel örgü engeline 131 kilometrelik ek bir bölümün daha inşasına karar alındığını söyledi. Kuneva, Bulgaristan'daki sığınmacılar sorununa yönelik olarak da çözüm için bu insanların topluma entegrasyonuna çaba gösterileceğini sözlerine ekledi.
Muhalefetin görüşü
Öte yandan parlamentodaki muhalefet temsilcileri ise hükümetin değerlendirmelerine katılmadıklarını açıkladı.
Üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) PartisiMilletvekili Aliosman İmamov, "iktidar koalisyonunun çürük ideolojik temellere dayandığını" savundu. Geçen 100 günü, birbirinden farklı ideolojilere sahip ortakların "aralarında karşılıklı tavizlerle geçirdiğini" belirten İmamov, iktidarın HÖH'e karşı baskı uyguladığını öne sürdü.
Hükümetin faaliyetlerine zayıf not veren İmamov, gelecekte hükümetin bu döneme yönelik çalışmalarının, 8 milyar avroluk bir dış borcun ülkeye çekilme kararı ile hatırlanacağını sözlerine ekledi.
Anamuhalefet görevini yürüten  Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) Milletvekili Jelyü Boyçev de hükümetin ilk 100 günlük çalışmaları için "hayal kırıklığı" nitelemesinde bulundu. Boyçev, "sosyal yönü oldukça zayıf olan hükümetin başarılı olduğu tek konunun dış borcu artırmak olduğunu" kaydetti.
22:37 | 0 yorum |

İstanbullu Sanatçılardan Bulgaristan'da "Unutulmuş Anılar" Sergisi

İstanbullu ressam Didem Erbaş ve sanat yönetmeni Mergüze Günay, Bulgaristan'da sergi açtı.





Kırcaali Art Sanat Galerisinde açılan "Unutulmuş Anılar" adlı sergide iki sanatçının kolaj, enstalasyon ve yağlı boya eserleri yer alıyor.
Ressam Didem Erbaş, sergilenen eserlerinde geçmişi bugüne bağlayan hikayeler üzerinden Bulgaristan'dan Türkiye'ye yaşanan göçler sırasında göçmenlerin yanlarında taşıdıkları objeleri de kullanarak yaşam tarzlarını farklı sanat disiplinleri ile ifade ettiklerini ve çalışmalarında kolaj, fotoğraf ve yağlı boya kullandıklarını belirtti.
Eserlerinde göçmenlerin göç sırasında yaşadıklarına vurgu yaptıklarını kaydeden sanatçılar, göçün insanlar üzerindeki algısını ve yaşam biçimini nasıl değiştirdiğini ele aldıklarını söyledi.
Didem Erbaş, serginin tamamının bir hikayeyi anlattığını kaydederek, "Fotoğraflardan çoğu, Mergüze Günay'ın Bulgaristan göçmeni olan ailesine ait. Günay'ın annesinin, dayısının ve kuzenlerinin anlattıklarından yola çıktık ve Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç edenlerin bıraktıkları izleri takip ettik. Sergilenen kolaj ve enstalasyonlarımız göçü yaşayanların hikayelerini anlatıyor" dedi.
Sanat yönetmeni Mergüze Günay ise kendisi de göçmen olduğu için ailesinden topladıkları göç dönemini yansıtan fotoğrafları kurgulayarak sergiyi açtıklarını anlattı.
Sergi, 28 Şubat'a kadar açık kalacak.
AA

22:28 | 0 yorum |

Metin Kazak güven mektubunu sundu

Bulgaristan'ın Katar Büyükelçisi Metin Kazak, Güven Mektubu'nu Katar Dışişleri Bakanı Halid Bin Muhammed El-Atiyye'ye sundu. 


Halid Bin Muhammed El-Atiyye, birlikte çalışmaktan sevinç duyduğunu belirterek, Metin Kazak'a başarılar diledi. 
 Büyükelçi Kazak ise Bulgaristan ve Katar arasında varolan dostane ilişkilerin devam etmesi ve ekonomik alanda daha da derinleşmesi gerektiğini ifade etti.

Kazak, Bulgaristan ve Katar'ın konumu ve deneyimleri sayesinde Avrupa Birliği (AB) ile körfez ülkeleri arasındaki temasların artmasına katkı sağlayabileceğine işaret etti. 
Kazak, Bulgaristan tarihinde büyükelçi olarak atanan Türk toplumunun ilk temsilcisi.

Ajans Bg

İLGİLİ HABER:

Bulgaristan'da İlk Defa Bir Türk Kökenli Büyükelçi Oldu

Bulgaristan tarihinde ilk kez Türk toplumunun bir temsilcisi büyükelçi olarak atandı.   Daha önce Avrupa Parlamentosu (AP) Bulgaristan milletvekili olan 43 yaşındaki Metin Kazak, Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev'in imzasıyla...

.....................................................................................................................................................................................

The Republic of Bulgaria

The diplomatic relations between the State of Qatar and the Republic of Bulgaria commenced on October 16th, 1990 when the first Bulgarian resident ambassador submitted his credentials to HH the Emir (may God protect him). Meanwhile Mr. Mohammed Ali Saeed Al Nuaimi was appointed as an ambassador extraordinary and plenipotentiary to the Republic of Bulgaria in 2012.
The Qatari-Bulgarian Joint Committee for Economic and Trade Cooperation was formed in Doha in 2011. Qatar Airways began its first flight to the Bulgarian capital Sofia in 2011.

Mutual official visits between the two countries from 2007 to 2012:

  • These relations between the two countries were culminated in official visits, starting from the visit by HH the Emir to the Bulgarian capital Sofia in 2009 and his participation in the Energy Summit. HE Sheikh Hamad bin Jassim bin Jaber Al Thani, Prime Minister and Minister of Foreign Affairs met with the Foreign Minister of the Republic of Bulgaria in 2011 and Prime Minister of the Republic of Bulgaria during his visit to Doha in 2012. He also visited the Republic of Bulgaria in May 2012 and signed a number of agreements. HE the Minister of State for Foreign Affairs Dr. Khalid bin Mohamed Al Attiyah visited Sofia in May 2012.
  • The mutual visits continued between the two countries. President Georgi Parvanov visited Doha in 2007 and participated in the International Conference on Financing for Development in Doha on December 2nd, 2008. The Bulgarian Prime Minister also visited Doha and discussed the ways and possibilities of developing and activating the bilateral relations at all political, economic, investment and trade levels in 2012, and previously in 2010. The Minister of Foreign Affairs of Bulgaria visited Qatar in 2011.

Agreements and memoranda of understanding between the two countries:

  • In 2012, there were a number of agreements on cultural cooperation, a framework investment agreement between the Government of the State of Qatar and the Government of the Republic of Bulgaria of € 100 million, in addition to memoranda of understanding in the field of health and tourism between Katara hospitality and the Bulgarian Ministry of Economy, Energy and Tourism, as well as the cooperation on agriculture, livestock and fisheries.
  • A memorandum of understanding was signed between the Qatari Chamber of Commerce and Industry and the Confederation of Industrialists and Employers in Bulgaria.

09:36 | 0 yorum |

Bulgaristan neden Türkiye’yi rahatsız edecek adımlar atıyor?

12 Şubat 2015 Perşembe |

Güney Akım Projesi'nin iptal edilmesiyle birlikte Bulgaristan, aktif bir şekilde Türkiye karşıtı yollar aramaya başladı. Mesela, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile Türkiye’yi by-pass edecek alternatif gaz yolları üzerine anlaşmaya çalışıyor. Türkiye ile olan sınırında duvar örme kararını aldı, sel felaketini önlemek için Türkiye’nin tekliflerini reddetti. Bulgaristan’a neler oluyor?

Ankara Ufuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı, Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı, ESAM Uzmanı ve TBMM 21. Dönem Ankara Milletvekili Prof. Dr. Oya Akgönenç Muğisuddin, konuyla ilgili Sputnik Haber Ajansı'ndan Amur Gadjiev'in sorularını yanıtladı.


Olay dediğiniz kadar ciddi boyutta. Bugün Bulgaristan’ın davranışları akla, mantığa sığmayan tarzda. Bir sel felaketi oluyor. İki ülkeden  geçen bir nehir var. Değil yardım etmek, kapakları açarak, barajları boşaltarak Türkiye’deki sel felaketini arttırdılar. Bu yanlış, gayri mantıki bir tutumdur.

NEDEN SINIRA DUVAR ÖRÜLÜYOR?
Öte yandan Yunanistan’ın aklına uyarak, o Türkiye-Bulgaristan sınırına duvar örüyorlar. Peki, duvar örme modası nereden çıktı? İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir meşhur Berlin Duvarı vardı. O da işte sonunda büyük merasimlerle yıkıldı. Bir de tarihte Çin Seddi vardı. Yunanistan ve Bulgaristan duvar örerek ne yapmak istiyorlar? Duvar örmek, aslında sembolik olarak ayrımcılık yapmaktır. Yani, “ben seninle dost değilim, aramıza mümkün olduğu kadar sert engeller çekiyorum”, anlamına gelir.
Peki, “bunu neden yapıyorlar?” diye sorduğumuz zaman, “e Doğu’dan gelen kaçak insan akışına mani olmak istiyoruz” yanıtını veriyorlar. Dünya’nın neresinde duvar buna mani olmuş ki, burada olsun? Kaldı ki, bu kaçak insanları Türkiye üretmiyor ki. Bu kaçak insanlar Asya kıtasının çeşitli ülkelerinden kalkıyorlar, çeşitli ülkelerde birçok macerayı göze alarak geliyorlar. Ve maalesef, birçoğu da yollarda telef oluyor.

"TÜRKİYE'NİN BULGARİSTAN İLE SORUNU YOK"
Bulgaristan’ın yapmaya çalıştığı çok net bir şekilde  Avrupa’ya bir mesaj vermektir: "Sizdenim, Avrupalıyım, sizin gibi Türklere karşı cephe alıyorum”. Şimdi bu aslında komik bir olay, çünkü Türkiye’nin Bulgaristan’la hiçbir sıkıntısı yoktur. Türkiye Bulgaristan’a her zaman dostane yaklaşmıştır. Düşünün, 1930’larda bile biz Bulgarlarla, Yunanlarla, Sırplarla, Romenlerle bir araya gelip 1. Balkan Paktı’nı, 2. Balkan Paktı’nı kurduk. 1992’de Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ni kurduk, hepsine Bulgaristan’ı davet ettik. Ticaret desen aynı şekilde.  Avrupa Birliği’ne girdiği 2009’dan itibaren Bulgaristan’ın tavır değişmesi komik. Olgun ve tecrübeli bir devlet böyle davranışlar içine girmez.
Bulgaristan’ın şu anda yaptığı bölge için uzun vadede de Akdeniz için yanlıştır. Dolayısıyla, Bulgaristan kendisine faydası olmayacak bir yola girmiş bulunuyor. Bulgaristan tamamen reaktif hareket ediyor. Yani bir şey oluyor, o anında öfkeyle bir karar alıyor, uyguluyor,  ama oturup soğukkanlılıkla düşünmüyor. Bulgaristan kendisine, “Neye kızıyorum ve bunu düzeltmek için kullanacağım taktik veya strateji ne olmalıdır?” soracak noktaya henüz gelmedi.
Peki, Bulgaristan böyle bir tutumu sergilemeye devam ettiği sürece Türkiye-Bulgaristan ilişkileri nasıl ilerleyecek?
Oralarda sıkıntı olacak. Mesela, bizim Anadolu’dan başlayıp Trakya üstünden geçip Avrupa’ya giden ana karayolu büyük ölçüde Bulgaristan üstünden geçiyor. Şimdi onlar burada da sıkıntı yaratıyor.  Gelen tırlarımıza,  yolcularımıza sıkıntı yaşatıyorlar. Buna karşılık da kendi tırlarından fazla para alınmamasını istiyorlar. Yani çok garip bir pazarlık anlayışları var. Bu demektir ki, eğer Bulgaristan’ın tutumu değişmezse bu sıkıntılar bir süre devam edecektir.

BUNDAN SONRA NELER OLACAK?
Birincisi, Türkiye mümküm olduğu kadar Bulgaristan üstündeki geçişleri azaltarak alternatif yollara bakacak. Romanya’ya, Ukrayna’ya vs.  İkincisi, onlar için daha zor bir kış olacak. Çünkü büyük ölçüde ekonomiye katkısı olan petrol ve transport gelirleri kesilirse veya azalırsa, bunun bütün ekonomiye etkisi olacaktır. Türkiye gerekirse bunu deniz yoluyla  takviye edebilir. 
Bulgarlar, bu havadan zaman çıkarlar, bilmiyorum. Herhalde şimdi Avrupa Birliği’nin üyesi oldukları için kendilerini fevkalade önemsiyorlar. Bence bu da tabi büyük bir yanlışlıktır. Çünkü Avrupa Birliği, bugün hızla büyük bir ekonomik krize doğru gidiyor ve Bulgaristan’ı da beraberinde sürükleniyor.


Sputniknews/com
18:35 | 0 yorum |

Bulgaristan'da İlk Defa Bir Türk Kökenli Büyükelçi Oldu

11 Şubat 2015 Çarşamba |

Bulgaristan tarihinde ilk kez Türk toplumunun bir temsilcisi büyükelçi olarak atandı.  
Daha önce Avrupa Parlamentosu (AP) Bulgaristan milletvekili olan 43 yaşındaki Metin Kazak, Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev'in imzasıyla Bulgaristan'ın Katar büyükelçisi olarak atandı.
Metin Kazak, AA'ya yaptığı açıklamada, büyükelçilik görevinin kendisi için büyük bir onur olduğunu ama aynı zamanda da sorumluluk alma anlamına geldiğini söyledi.
1972'de Tırgovişte'de doğan Kazak, Fransa Dijon'daki Bourgogne Üniversitesi Uluslararası ve Avrupa Hukuku Bölümü'nden mezun oldu.
Üniversite eğitiminin ardından Cumhurbaşkanlığı'nda staj gören Kazak, daha sonraki yıllarda çeşitli kurumlarda üst düzey yöneticilik yaptı.
Kazak, 2007 - 2009 yılları arasında Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH) listesinden Avrupa Parlamentosu'na milletvekili seçilmiş ve parlamentoda Liberaller grubu içerisinde yer almıştı.
AA
17:14 | 5 yorum |