Bulgaristan

Popüler Yayınlar

Naim Süleymanoğlu yoğun bakımda

Bakırköy Sadi Konuk hastanesinde yoğun bakımda

Rekorların adamı bitkisel hayata girdi. Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu haltercimiz Naim Süleymanoğlu karaciğer yetmezliğinden ölümle pençeleşiyor. Bakırköy Sadi Konuk hastanesinde yoğun bakıma alınan Naim Süleymanoğlu karaciğer nakli olmazsa hayatını kaybedebilir. 

Süleymanoğlu eğer karaciğer nakli olmazsa günleri sayılı
Naim Süleymanoğlu'nun yakın arkadaşı ve kişisel doktoru olan doktor Adnan Bağrıaçık'ın ULKE.COM.TR'ye verdiği bilgilere göre Naim Süleymanoğlu eğer karaciğer nakli olmazsa günleri sayılı. Bağrıaçık, ''Naim Süleymanoğlu'nda karaciğer yetmezliği var. Kısa süre içinde acilen bir nakil merkezinde tedavi altına alınıp, karaciğer nakli olmazsa hayatını kaybedebilir. Sinan Şamil Sam süreci gibi bir süreç yaşıyoruz. Zaman çok kısıtlı. Naim Süleymanoğlu bu ülkeye sayısız madalyalar kazandırmış, sayısız rekorlar kırmış bir efsane sporcumuz. Şu anda yoğunda bakımda ve bilinci kapalı. Allah yardımcısı olsun'' dedi.





NAİM SÜLEYMANOĞLU KİMDİR?
23 Ocak 1967’de Bulgaristan’da dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, haltere 1977'de başladı. 15 yaşında iken Brezilya'da düzenlenen dünya gençler halter şampiyonasında 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon oldu. Onaltı yaşında rekor kırarak yine şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni ünvanını aldı.
1983-1986 arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam atmış üç rekor kırarken, yine bu dönemde Dünya ve Avrupa şampiyonalarında 52,56,60 kilolarda şampiyonluklar yaşadı. 1984, 1985 ve 1986'da dünyada yılın haltercisi seçildi. 1986'da Sydney'de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda Türkiye büyükelçiliğine sığınarak Türkiye'ye iltica etti.
1988'de Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye adına katıldı ve üç altın madalya kazandı. Bunun yanında 60 kg'de koparmada 150 kg kaldırarak dünya rekoru kırdı.
1988 Seul Olimpiyatları'na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan'a 1 milyon dolar ödenerek gerekli izin alındı. Bu olimpiyatlarda Süleymanoğlu 60 kg koparmada sırasıyla 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak 9 dünya 6 olimpiyat rekoru kırarak muhteşem bir zafer elde etti ve böylece Türkiye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu.
1992 Barcelona Olimpiyatları'nda rakiplerine ezici üstünlük sağlayarak altın madalyayı yine ülkemize kazandıran Naim, aynı yıl Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından “Dünyanın En İyi Sporcusu” seçildi.
1993 Dünya Şampiyonasında ise 3 altın madalya kazanırken 2 de dünya rekoru kırdı. 1994'te Bulgaristan'da yapılan Avrupa Halter Şampiyonası'nda sadece üç kaldırış yaparak üç dünya rekoru kırdı.
66.sı İstanbul'da yapılan Dünya Halter Şampiyonası'nda ilk kez Türk Seyircisi önüne çıktı. Ve bu şampiyonada sakat olmasına rağmen 3 dünya rekoru kırarak üç altın madalya kazandı. Bu da onun dünyanın en güçlü sporcusu ünvanı kazandırdı. 1995 Avrupa halter şampiyonasında sakat olmasına rağmen 1 altın, 2 gümüş kazanarak Türkiye’nin takım halinde birinci olmasında önemli katkı sağladı. Yine Çin'de yapılan dünya şampiyonasında sakat olmasına rağmen 3 altın madalya kazandı.
1996 Atlanta Olimpiyatları'nda 64 kiloda 4 dünya rekoru kırarak 3. kez olimpiyatlarda madalya kazanarak tarihe geçti.
Naim Süleymanoğlu, Sidney olimpiyatlarında ise sakatlığı nedeniyle pek bir başarı gösteremedi.

Süleymanoğlu, Uluslararası Halter Federasyonu'nun 7-9 Aralık 2000'de Atina'da toplanan kongresinde asbaşkanlığa seçildi. 

Belene'den Mektup Var...

Belene toplama kampından sevgiliye,doğulan topraklara duyulan özlem...

asimilasyon döneminde toplama kampında kalan Niyazi Güçlü'nün

eşine yazmış olduğu mektup.

ne kadar çoy şey anlatıyor değil mi?

........................................................


rüzgar ol canım benim, bir rüzgar...

orada, Rodoplar'da hasretin ırgatlığını yapan,

ben Türk'üm diyen her insanın alnına değ...

bir iyilik yap bana canım benim, bir iyilik,

al beni de götür oraya, o dağ köylerine...

bir çobanın kavalından çıkan en ince melodi durağında bırak beni,

sarma cigaralardan sararsın bıyıklarım,

dedemin elinden sarılan tütün kokusunda bırak beni...

kirli pasaklı oynayan köy çocuklarının tam ortasına bırak beni...

bir iyilik yap,

insanlığa, yarınlara en temiz karlar yağsın canım benim...

bir adım da sen ol, 

az önce dünyaya gözlerini açmış kuzuya

annesinin dibinde titreyerek ayağa kalkmaya çalışan...

bir Kırcaali ol canım benim, 

yeniden yeşersin Rodoplar,

Cebelin gözlerinden,

boynu bükük İrideremin gözlerinden öp benim için...

 

Belene Toplama Kampı

1985

Niyazi GÜÇLÜ


Bulgaristan neden nüfusu en hızlı azalan ülke oldu?

1990'lardan beri nüfusunun beşte birini kaybeden Bulgaristan'ın, nüfusu en hızlı azalan ülke olması bekleniyor. Peki geride kalanlar için bunun nasıl etkileri var?
Bulgaristan'ın batısındaki Pernik'in köylerinde eşine az rastlanır biriyle karşılaşıyorum: Stoyan Evtimov. Onu özel kılan geleneksel kıyafeti değil, 30'lu yaşlarında köyde yaşaması.
"Birlikte büyüdüğüm arkadaşlarımın tümü çoktan buraları terk etti" diyor.
Çoğu genç Bulgar gibi, onlar da çalışmak için kentlere ve kasabalara gitmişler.
Stoyan ise köyde iş bulabildiği için kendini şanslı hissediyor. Grubuyla geleneksel müzik yapmanın yanı sıra müzik festivalleri düzenliyor. Amacı düğün müziğini ve köyü canlandırmak.
Bulgaristan'da terk edilmiş bir çiftlik
Image captionBulgaristan'ın 7 milyon olan nüfusunun 2050'de 5 milyona düşmesi bekleniyor
Ama o bile köy hayatını sürdürülemez buluyor:
"Ne bu köyde ne de çevre köylerde evlenecek biri bulmak imkansız, çünkü hiç genç yok. Birini bulmamın tek yolu kente gitmek.
"Köyden ayrılmak benim için çok üzücü ve zor olacak ama bir noktada bunu yapmak zorundayım."
Kolektif çiftçilik sistemi bitince göç hızlandı
Bulgar köyleri on yıllardır insansızlaşıyor.
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ülkeyi yöneten komünistler kolektif çiftçilik sistemini getirmişti. Tarım işçileri yeni fabrikalarda iş bulabiliyordu.
Komünizmin ardından 1989'da kolektif çiftçilik sonlandı ve köyden kente göç hızlandı.
Çok sayıda Bulgar yalnızca köylerini değil, ülkelerini de terk etti.
1989'da Bulgaristan'da neredeyse 9 milyon insan yaşıyordu. Bugün ise 7 milyon civarında. 2050'de bu sayının 5,5 milyondan az olması bekleniyor. Yüzyılın sonuna geldiğimizde ise nüfus bugünkünün yarısı olabilir.
Stefka, solda
Image captionStefka dükkanını kapamak zorunda kalma endişesi yaşıyor

Dükkanlar, okullar, duraklar kapanıyor

Bu göçün nüfusu azaltan bir etkisi daha var: Genç yetişkinler ülkeyi terk ettiği için doğurganlık oranı da düştü.
Köyde bir dükkan işleten Stefka, burada son bebeğin 10 yıl önce doğduğunu hatırlıyor. Küçük kız şimdi annesiyle Kıbrıs'ta. Stefka'nın iki oğlu da kente göç etmiş.
Müşterilerinin büyük çoğunluğu 60 yaşın üzerinde. Raflarda çok fazla ürün yok, çünkü fazla müşteri de yok. Bu yüzden dükkanı kapatmak zorunda kalabileceğinden endişeleniyor.
Dağın daha üst kısımlarındaki köylerde dükkanlar kapanmış durumda. Tıpkı okullar ve otobüs durakları gibi.
Kalotinsi köyünde yaşayan 70 yaşındaki Boyan "Bu köyde 600 kişi yaşardı. Şimdi 13 kişi kaldık. Bazıları mezarda, bazıları kentlerde" diyor.
Stanka nine, sokağında yaşayan tek kişi
Image captionStanka nine, sokağında yaşayan tek kişi
Smirov Dol köyünde Stanka Nine adıyla bilinen Stanka Petrova, kıvrılarak ilerleyen dağ yolunda oturmuş, sabırla bölgenin seyyar bakkalını bekliyor.
"Bu köyde doğdum ve buranın kalabalık günlerini hatırlıyorum. Eğlenceli, güzel bir hayattı. Gençler, yaşlılar…" diyor ve şimdi seyyar bakkalı beklediği yerin eskiden köydekilerin buluşup dans ettiği yer olduğunu anlatıyor:
"Şimdi köyde kimse kalmadı, bu yüzden bugün böyle bir şeyin olması imkansız.
"Örneğin bu sokak eskiden kalabalık bir yerdi. Şimdi yalnızca ben yaşıyorum."
Terk edilmiş ve harabeye dönmüş bina
Image captionTerk edilmiş ve harabeye dönmüş binalara Bulgaristan taşrasında sıklıkla rastlamak mümkün
Yalnız hissediyor mu? "Tabii ki yalnızım. Çok zor" diyor gözlerinde yaşla.
Kalotinsi ve çevresine haftada üç gün uğrayan bir seyyar bakkal var.
Bakkalı orta yaşlı Atanas ve Lili Borisov çifti işletiyor.
Kamyonetlerinde ekmekten yoğurda, biradan sigaraya ve hatta ilaçlara kadar her şey var. Kışın dağ yolları karlarla kaplansa da 10 yıldır hiçbir seferi aksatmamışlar.
"Buralarda az insan yaşadığı için hepsiyle arkadaşız, bu yüzden onlara elimizden geldiğince yardımcı olmak istiyoruz" diyor Lili.
Atanas ve Lili'nin seyyar bakkalı
Image captionAtanas ve Lili'nin seyyar bakkalı Bulgaristan'ın batısındaki köylere haftada üç defa uğruyor
Köylüler tarafından çok sevildikleri aşikar olsa da Lili müşteri sayılarının ve dolayısıyla kârlarının sürekli olarak azaldığını söylüyor:
"Müşterilerimizi normalde bizi bekledikleri yerde göremeyince endişeleniyoruz. Özellikle de kışın.
"Bir keresinde de buluşma noktasına geldiğimizde bir müşterimizin cesediyle karşılaşmıştık."

Hükümetten teşvikler

Hükümet azalan nüfusa karşı doğum oranını artırmak istiyor ve bunun için çeşitli yöntemler deniyor. Bunların arasında doğurganlık tedavisi masraflarına destek olmak, çocuk bakımı hizmeti ve mortgage desteği de bulunuyor.
Bir diğer teşvik ise diğer ülkelerde yaşayan etnik Bulgarların ülkeye dönmesine yönelik.
Ama etnik Bulgarlar dışında kimseyi istemiyorlar.
Bulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov
Image captionBulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov, ülkenin nüfusunu göçmenlerle artırma fikrine karşı çıkıyor
"Bulgaristan'ın eğitimsiz sığınmacılara ihtiyacı yok" diyor Bulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov. Kendisi, koalisyon hükümetinin parçası olan göçmen karşıtı Birleşik Yurtseverler'in lideri.
Simenov'a göre Bulgar toplumu eğitimli ve kalifiye göçmenleri de kabul etmez:
"Göçmenlerin farklı kültürleri, farklı dinleri ve hatta farklı günlük alışkanlıkları var. Ve Tanrı'ya şükürler olsun ki Bulgaristan Avrupa'ya yönelik göçmen akınına karşı kendisini en iyi savunan ülkelerden biri oldu."
Simeonov, Bulgaristan'ın Türkiye sınırına inşa etmekte olduğu 260 kilometre uzunluğundaki dikenli telin göçmenlerin cesaretini kırdığını söylüyor.
Tırnovacık, Bulgaristan'daki dikenli telTelif hakkıREUTERS
Image captionTırnovacık'taki yeni dikenli teller Türkiye'den gelmek isteyen göçmenler için zorlu bir engel

Göç kabul edilmiyor

Avrupa Komisyonu verilerine göre Bulgaristan, Avrupa'ya son iki yılda gelen göçmenlerin yalnızca 50'sini kabul etti.
Bulgar hükümetinin ülkenin nüfusunu artırmak için göçü geçerli bir yöntem olarak görmediği açık.
Hükümetin Bulgar bebeklerin sayısını artırmak için çok sayıda fikri olsa da köylerdeki halk, siyasetçilerin sözlerini eyleme geçirmediğini düşünüyor.
Dağlardan inmeden önce, nüfusu 600'den 13'e inen Kalotinsi köyünden Boyan ile tekrardan karşılaşıyorum.
70 yaşındaki Boyan
Image caption70 yaşındaki Boyan, halkın siyasetçiler tarafından yüzüstü bırakıldığını düşünüyor
"Yüzüstü bırakıldık" diyor ve ekliyor:
"Herkes tarafından terk edildik, hem yöneticiler hem de Tanrı tarafından.
"Siyasetçiler bizim için hiçbir şey yapmayacak. Hepsi kendi çıkarlarının peşinde. İnsanları umursamıyorlar, özellikle de köylerdeki yaşlıları. Gençleri de umursamıyorlar çünkü gençler artık yurt dışında.
"Yani siyasetçiler kimseyi umursamıyor ve Bulgar devleti yok oluyor."
BBC Turkce

“Evliya Çelebi Gençlik Köprüleri Destek Programı”na başvurular başladı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından yurt dışındaki gençlerin Türkiye ile bağlarının güçlendirilmesi ve milli manevi değerlerin tanıtılması amacıyla ilan edilen “Evliya Çelebi Gençlik Köprüleri Destek Programı”na başvurular başladı.

https://www.ytb.gov.tr/haber_detay.php?detay=5411

DOST Partisinin kullandığı ofis 120 bin euroya satılıyor

Kırcaali'nin ana caddelerinden birinde bulunan ve şimdiye kadar DOST Partisinin ofisi olarak kullanılan dükkan 120 bin euroya satılıyor. Kırcaali'deki emlakçılar, DOST'un seçim barajını aşıp parlamentoya girmesi halinde söz konusu dükkanı satın almayı planladığını ancak parlamentoya milletvekili gönderemediği için ofisin sahibi tarafından satıldığını kaydetti. 

 Ajans Bg

Güven Timleri Bulgaristan Vatandaşı Hırsızı Suçüstü Böyle Yakaladı

Fatih'te bir  Bulgaristan uyruklu kapkaççı bir Ürdünlü bir kadının cep telefonu çantasından çaldığı sırada güven timleri tarafından kıskıvrak yakalandı. Hırsızlık anı ve güven timlerinin Bulgar hırsızı yakalama anları güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Olay  Fatih'te dün akşam saatlerinde meydana geldi.  Bulgaristan uyruklu K.D isimli hırsız, caddede gezen Ürdünlü bir kadının çantasına bulunan cep telefonunu çaldı. Cep telefonunun çalan Bulgar hırsız, caddede hiçbir şey olmamış gibi yürürken,  İstanbul Emniyet Müdürlüğü  Güven Timleri tarafından kıskıvrak yakalandı. Yaka paça gözaltına alınan şahıs polis merkezine götürülürken, tüm bu anlar ise güvenlik kameralarına yansıdı .Görüntülerde hırsız kadına yaklaşarak çantadan cep telefonunu çalarak uzaklaşmaya çalışıyor. Bu sırada güven timleri şahsı kıskıvrak yakalayarak yere yatırıyor. 

Yunanistan ve Bulgaristan'dan demir yolu hattı projesi

Yunanistan ve Bulgaristan'da bulunan bazı önemli limanları birleştirecek demir yolu projesi için mutabakat zaptı imzalandı.
Kavala kentinde düzenlenen törende, Yunanistan Altyapı, Ulaştırma ve Şebekeler Bakanı Hristos Spiritzis ve Bulgar mevkidaşı Ivaylo Moskovski, toplam 6 limanı birleştirmesi planlanan demir yolu hattının inşası için mutabakat zaptına imza attı.
Elektrikli demir yolu hattının, liman şehirleri olan Yunanistan'ın Selanik, Kavala ve Dedeağaç ile Bulgaristan'ın Burgaz, Varna ve Tuna Nehri üzerindeki Rusçuk kentlerini birleştireceği belirtildi.
İmza törenine katılan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, törenin ardından basın toplantısı düzenledi.
Aleksis Çipras, toplantıda yaptığı konuşmada, demir yolu projesinin jeopolitik ve tarihi önemi bulunduğunu ifade ederek, "İki ülkenin ticari ilişkilerinde ve ekonomik kalkınmasında yeni fırsatlarla birlikte çalışmaya devam ediyoruz." dedi.
Bulgaristan Başbakanı Borisov da mutabakatın iki ülke arasında enerji ve ulaştırma altyapısındaki iş birliğinin devamı olduğunu bildirdi.
Borisov, projeyle Tuna Nehri'nin taşımacılıkta öneminin artacağına işaret ederek, "Varna'da 3 Ekim'de düzenlenecek dörtlü zirvede, Romanya ve Sırbistan'daki mevkidaşlarımızı da projeye dahil etmeyi düşünüyoruz. Çünkü proje Tuna üzerinden ulaştırmayı da ilgilendiriyor." diye konuştu.

Berat Albayrak, Başbakan Borisov’la görüştü

Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, resmi ziyaret için geldiği Sofya’da Başbakan Boyko Borisov’la görüştü. Bakan Albayrak, Borisov’la yaptığı görüşmenin ardından ‘Türkiye, Bulgaristan ile her alanda enerji konusunda işbirliğine hazırdır’ dedi.

Albayrak, Borisov’un ardından Bulgar mevkidaşı Temenujka Petkova ile de bir araya geldi.

Görüşmelerde, iki ülke arasındaki enerji işbirliğine ilişkin meselelerin ele alındığı öğrenildi.
Albayrak ve Petkova, başbaşa görüşmenin ardından heyetlerarası görüşmeye başkanlık etti. Her iki bakanın, doğalgaz ve elektrik alanlarında yüksek işbirliği potansiyelini harekete geçirme konusunda mutabakata vardıkları ifade edildi.

ENTSO-E bağlantısına yönelik  çalışmalar destekleniyor

Albayrak ve Petkova'nın, Türkiye-Bulgaristan Enterkonektör (ITB - ortak doğalgaz iletim ağı) Projesinin gerçekleştirilmesi için kararlılıklarını bildirirken, gerekli olan çalışmaların başlaması için iki hükümetin güçlü desteği olduğunu belirttikleri öğrenildi.
Bakanların ayrıca, ülkeleri arasındaki net transfer kapasitesinin artırılarak, Avrupa Elektrik İletim Ağı (ENTSO-E) bölgesine enerji ticareti hacminin büyütülmesi ve ENTSO-E bağlantısının güçlendirilmesine yönelik yatırım çalışmalarını destekledikleri bildirildi.

Albayrak, Enerji Bakanı Petkova ve heyetler arası görüşmenin ardından, Bulgaristan Başbakan Borissov tarafından kabul edildi. Görüşmede, iki ülke arasındaki enerji işbirliğine ilişkin meselelerin ele alındığı belirtildi.
Ajans Bg


Bulgaristan Birleşme Günü'nü kutluyor


6 Eylül 1885’te Kuzey ve Güney Bulgaristan birleşti. Her yıl ulusal törenle anılan ve tatil günü ilan edilen bu olay ülkenin Osmanlı’dan ayrılmasından 7 yıl sonra gerçekleşti. San Stefano Barış Anlaşmasına göre Bulgar devlet sınırlarına Bulgarların yaşadığı topraklar dahildir. Büyük güçlerin 1878’de toplanan Berlin Kongresi’nde Bulgaristan toprakları bütünüyle parçalanmıştır. Tuna nehri ile Stara Planına (Koca Balkan) arasındaki bölge Sofya eyaleti de dahil Bulgaristan Prensliği olur. Koca Balkan güneyindeki topraklar idare özerkliğine rağmen, sultanın siyasi iktidarı altında kalır.

Yrd.Doç.Dr. Kader Özlem: 'Bulgar polisinin Türklere yönelik kötü muamelesi sistematik'

AB Komisyonu'na sunulan ve Avrupalı Türklerin, Avrupalı Türklerin, Bulgar sınır güvenlik birimlerinin karıştığı yolsuzlukların kurbanı olduğuna işaret eden raporu değerlendiren Yrd.Doç.Dr. Kader Özlem "Türklerin sınır kapısında bekletilme süreleri 5-6 saatten 15-17 saate çıktı. Bu muamele sistematik" dedi.

Türkiye kökenli Avrupa vatandaşlarının Türkiye'ye kara yoluyla ulaşması süreci Bulgaristan polisinin zorbalığıyla kesintiye uğruyor. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, AB Komisyonu'na sunduğu raporda, kara yoluyla ülkesine giden Avrupalı Türklerin, Bulgar sınır güvenlik birimlerinin karıştığı yolsuzlukların kurbanı olduğuna işaret etti. Avrupalı Türklerin Bulgar polisi ile yaşadığı sorunların anlattığı raporda Piri, Türkiye kökenli yolcuların, gerekçesi belirsiz para cezaların muhatabı olduğunu ve bu cezaları ödemeyi reddettikleri takdirde 14 saatten fazla süre güneş altında bekletildiklerini söyledi. Piri'nin tespitlerini Sputnik'e değerlendiren Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü'nden Yrd.Doç.Dr. Kader Özlem'e göre AP yetkilisinin işaret ettiği bu durum Avrupalı Türklerin sistematik olarak maruz kaldıkları bir haksızlık.
‘TÜRKLERİN BEKLEME SÜRELERİ HIZLA YÜKSELDİ'
Avrupalı Türklerin sınır kapısında yıldan yıla uzayan bir bekleyişe mahkum edildiğine işaret eden Özlem "Kapıkule'de bilhassa bu yıl gurbetçilerin Türkiye ziyaretlerinde bekleme süresi oldukça arttı. 2014-2015 ve 2016'nın en yoğun döneminde bekleme süresinin 5-6 saat civarındayken bu yıl 25 Ağustos'ta bekleme süresin 15-17 saate yükseldi" dedi.
Yaz dönemlerinde Avrupalı Türklerin bekleme sürelerinin uzadığına değinen Özlem "Genellikle yılın Temmuz ayları Avrupalı Türklerin Türkiye'ye gelişlerine Ağustos ayı ise Türkiye'den ayrılışlarına denk geliyor. Yaz dönemini Türkiye'de yakınlarıyla geçirmek isteyen Avrupalı Türkler için özellikle dönüş yolculuğu büyük sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Esasen Türkiye'nin Bulgaristan ile Kapıkule, Hamzabeyli ve Dereköy kapıları; Yunanistan ile İpsala ve Pazarkule kara sınır kapısı var. Bu sınır kapıları arasında en geniş işlem hacmine Kapıkule sahip olup Avrupa'nın en büyük sınır kapısı durumunda" dedi
‘RÜŞVET VE USÜLSÜZLÜKLER DE SİSTEMATİK'
Sorunun temel sebebinin Bulgaristan'daki sistemin yetersiz olması ve memurların yavaşlığından kaynaklandığına değinen Özlem "Türkiye'de bayram tatiline girilmesi ve Bulgaristan ve Yunanistan'dan hafta sonları Edirne ve Kırklareli'ne alışveriş yapmak üzere gelen turistlerin de dahil olmasıyla 26-27 Ağustos tarihlerinde sınırlarda yoğunluk daha da arttı. Bulgaristan tarafında işlemleri yavaş yapılıyor ve gümrük işlemlerinde kullandıkları sistem yetersiz" ifadelerini kullandı.
AP yetkilisi Piri'nin açıklamalarıyla basına yansıyan rüşvet meselesinin doğruları yansıttığını söyleyen Özlem "Avrupalı Türklerin uzun saatler süren gümrükte beklemelerinin yanı sıra Bulgaristan tarafına geçtikten sonra da yıllardır süregelmesi nedeniyle kronikleşen Bulgar polisinin rüşvet istediği şikâyetleri de basına yansıdı. Aslında bu da yeni bir husus olmayıp sistematik bir durumu işaret etmektedir. Piri'nin demecinde doğruluk payı yüksek. Ayrıca Bulgaristan'da özellikle Kapitan Andreevo sınır kapısında rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla 6 ay ila 1 yıl arasında değişen periyotlarda Bulgar güvenlik güçlerince yapılan operasyonlar bilinmektedir. En son Eylül 2016'da Kapitan Andreevo'ya operasyon yapılmıştı" dedi.
‘TÜRKİYE-ALMANYA KRİZİ DE TÜRKLERİ HEDEF TAHTASINA OTURTUYOR'
Türkiye'nin 24 Eylül'de genel seçime gidecek Almanya'yla içinde bulunduğu krizin de Avrupalı Türklerin sınır kapılarında karşılaştıkları zorluklara etkisi olduğunu söyleyen Özlem şunları söyledi:
"Türkiye-Almanya ilişkilerinde kriz yaşanıyor. 2017 başından itibaren Almanya'da siyasilerin seçim dönemi öncesinde Türk ve Müslüman karşıtlığına endeksli popülist söylemleri krizi daha da derinleştirdi. Almanya'nın Bulgaristan ve Yunanistan üzerinde ikili ilişkiler bağlamında siyasi ve özellikle ekonomik nüfuzunun hayli güçlü olduğu dikkate alındığında, Avrupalı Türklerin Bulgaristan ve Yunanistan sınır kapılarından geçişlerinde karşılaştığı zorluklarda Almanya'nın muhtemel etkisi değerlendirme kapsamında tutulmalı. Malum, sınırda uzun saatler bekletilen Avrupalı Türklerin önemli bir kısmı seçmen durumunda."
https://tr.sputniknews.com

Avrupa'nın yoksulu Bulgaristan

Çok partili sisteme geçmeden önce 45 yıllık komünist geçmişe sahip ülke, hala Avrupa Birliği’nin (AB) en yoksul üyesi olarak tanımlanıyor.
 

Nüfus: 7,17 milyon (2015)
Etnik yapı: (2011 nüfus sayımına göre) Bulgar yüzde 84,8, Türk yüzde 8,8, Roman yüzde 4,9 
Dil: Resmi dil Bulgarca. Türk, Roman, Rus, Musevi, Ermeni azınlıklar ana dillerini kullanabiliyor. 
Din: Yüzde 83,7 Hristiyan, yüzde 12,2 Müslüman, yüzde 3,7 inançsız
Para Birimi: Leva 

AB’nin küçük ülkeleri arasında yer alan ve yaşam standartları Birlik üyesi ülkelere göre oldukça düşük olan Bulgaristan, aynı zamanda NATO üyesi. 110 bin kilometrekarelik yüzölçümüne sahip ülkede çok sayıda dil ve lehçe konuşuluyor. 

1944 yılında Sovyetler Birliği’nin desteğini alarak Bulgaristan’da kanlı darbeyle iktidara gelen Komünist Parti (BKP) 45 yıl iktidar kaldı. Türk ve Müslümanları asimile etmeye çalışan komünist diktatör Todor Jivkov, 1989 yılında kansız bir darbeyle devrildi. 

Bulgaristan, komünizm sonrası çok partili demokratik dönemde 2004 yılında NATO, 2007 yılında AB’ye katıldı.

Kuzeyde Romanya, güneyde Türkiye ve Yunanistan, batıda Sırbistan ve Makedonya ile komşu ülkenin doğusunda Karadeniz bulunuyor. Bulgaristan’da 4 mevsim yaşanırken, dağ ve deniz turizmi önemli gelir kaynağı olarak nitelendiriliyor. 

EKONOMİ
AB, NATO ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi Bulgaristan’ın AB üyesi olduğundan malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin Avrupa’da serbest dolaşım hakkı bulunuyor. Bundan dolayı Türk şirketlerinin ürünlerinin AB pazarlarına girişinde köprü veya giriş kapısı rolü oynuyor. Türk şirketleri de Bulgaristan’da AB fonlarından yararlanabiliyor.

Bulgaristan, dünya çapında internet erişim kolaylığı ve hızı bakımından en önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Tarım ve hayvancılık sektörü gelişmiş olan ülkede gıda, sanayi ve turizm sektörleri de ekonomiyi ayakta tutmaya çalışıyor.  

1300 yıldan uzun devlet geçmişine sahip Bulgaristan, önce 200 yıl Bizans, ardından yaklaşık 500 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı. Ülke Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 1789’da bağımsızlığını ilan etti. 

Bulgaristan çarlık dönemine son verdikten sonra 1944 ile 1989 yılları arasında diktatörlükle yönetildi. Diktatörlük döneminin son yıllarında 1985-1989 arasında ülkedeki Türk ve Müslüman nüfusunu eritmek amacıyla bir asimilasyon kampanyasına girişen Jivkov rejimi, 450 bin Türkün Türkiye’ye göç etmesine neden oldu. Türklerin etnik bilincini savunmasıyla başlayan komünizm karşıtı hareket çok partili geçişin önünü açtı.

Yolsuzluklarla mücadele ve adalet sisteminde yaşadığı sorunlar nedeniyle sürekli AB tarafından mercek altında tutulan Bulgaristan, hala Schengen ve Avro alanına katılmadı.

Türkiye sınırındaki Bulgar Bayrağını çaldılar

Bulgaristan-Türkiye sınırının Karadeniz bölgesindeki en uç sınır noktasını oluşturan Rezve Deresi kıyısındaki Bulgar Bayrağı, kımliği bilinmeyen kişi veya kişilerce çalındı. Bayrağı göndere çekmeye yarayan mekanizmanın ise kırıldığı belirtildi. Bayrağı göndere çekmek için kullanılan mekazimanın çalışmaması nedeniyle yeni bayrağın şimdilik asılamadığı kaydedildi.

Ajans Bg 

'Bulgar Polisi Avrupalı Türkler'den baskıyla rüşvet alıyor'

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, Bulgaristan sınır güvenlik görevlilerinin, kara yoluyla ülkelerine tatile giden Avrupalı Türkleri, "baskı ve sindirme yoluyla rüşvet vermeye zorladığını" açıkladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden, Bulgaristan üzerinden anavatanlarına giden Avrupalı Türklere, yaşadıkları sorunları bildirme çağrısı yapan Piri, konuyu Avrupa Birliği (AB) Komisyonu gündemine taşıdı.
Flaman Sosyalist Partili (SP.A) meslektaşı Kathleen van Bremt ile birlikte Avrupalı Türklerin sorunlarını takip eden Kati Piri, bu konuda AB Komisyonu'na bir rapor sundu.
Hollandalı parlamenter, Avrupalı Türklerin Bulgar polisi ile yaşadığı sorunların anlatıldığı "Kara kitabı", 1 Ocak 2018'de AB Dönem Başkanlığı'nı devralacak olan Sofya hükümetine iletecek.
Karayoluyla ülkesine giden Avrupalı Türklerin, Bulgar sınır güvenlik birimlerinin karıştığı yolsuzlukların kurbanı olduğunu vurgulayan Kati Piri, Türkiye kökenli yolcuların 14 saate yakın güneş altında bekletildiklerini söyledi.
AP Türkiye Raportörü 'ne göre, Bulgar polisi Avrupalı Türkleri rüşvet vermeye zorladı, kaynağı belli olmayan nakit cezalar yazdı, zorunlu dezenfeksiyon gerekçesiyle araçları zorla yıkattı. Ödemeyi reddedenler uzun süre kuyrukta bekletildi.

'Yolsuzluklar önlenemiyor'

Kati Piri, Bulgaristan'ın 10 yıldır AB üyesi olmasına ve birliğin milyonlarca euro sübvansiyon vermesine rağmen sınırdaki yolsuzlukların önlenemediğine dikkati çekti.
Telif hakkıAP Türkiye Raportörü, AB Komisyonu'nun bu sorunu ciddi biçimde ele alması gerektiğini vurguladı.
Yıllardır devam eden sorunların artık sona ermesi gerektiğini dile getiren Piri, AB vatandaşı olan Avrupalı Türklerin haklarının, AB Dönem Başkanı olmaya hazırlanan bir ülke tarafından ihlal edildiğini kaydetti.
Geçen ay eşi ve çocuğu ile birlikte Bulgaristan üzerinden Türkiye'ye giden Hollanda vatandaşı Tekin Ateş, yaşadığı sorunları Piri ile paylaşan isimlerden biri.
Ateş, Hollanda Televizyonu'na yaptığı açıklamada rüşvetin yanı sıra, ucuza seyahat pulu satılan noktaların bilinçli bir şekilde kapatılarak, Avrupalı Türklerin kişilerden pahalı seyahat pulu almaya zorlandığını öne sürdü.
Ateş, AP üyesi parlamenterlerin konuya sahip çıkmasını olumlu bir adım olarak değerlendirdi.
BBC Türkçe