Seçim sandığında '1 milyon nüfus' kısıtlaması
Bulgaristan Parlamentosu, Türkiye'de yaşayan Bulgaristan vatandaşı Türklerin oy kullanmasını kısıtlayan yasa değişikliğini kabul etti.
Hükümet, ülkedeki milliyetçilerin baskısı karşısında seçim yasasındaki tartışmalı değişikliklere onay verdi. 

Yeni düzenlemeye göre:
Büyükelçilikler ve konsolosluklar hariç olmak üzere AB ülkeleri dışında oy sandığı kurulabilmesi için, söz konusu kentin nüfusunun en az bir milyon olması koşulu getirildi. 

Yeni düzenlemenin sonbahardaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geçerli olacağı bildirildi. Yeni düzenlemeyle, Türkiye'de yaşayan ve çifte vatandaşlığa sahip yüz binlerce Bulgaristan Türkünün oy hakkı kısıtlanmış oldu. Türkiye'yi hedefleyen yeni düzenlemenin ABD, Kanada ve Avustralya'da yaşayan Bulgarları da etkileyeceği bildirildi. Bulgaristan'da üyelerini Türklerin oluşturduğu HÖH ve DOST partileri yeni düzenlemeye karşı çıktı. 

TÜRKÇE PROPAGANDA YASAĞI
Seçim Yasası’ndaki değişiklikler arasında bulunan seçim döneminde Bulgarca dışında başka bir dilde propaganda yasağı kaldırılmadı. Milletvekillerinin çoğunluğu, ülkenin resmi dili olan Bulgarca dışanda başka bir dilde seçim propagandası yapılması yasağının kaldırılmasına karşı çıktı. 
Ajans Bg

AJANS BG 28 Nisan 2016 Perşembe
Cinayetten aranan bir kişi, Türkiye’den Bulgaristan’a kaçak girdi 10 yıl çobanlık yaptı

Edirne'nin Havsa ilçesi Oğulpaşa Köyü'nde aralarında aralarında husumet bulunan 57 yaşındaki Aziz Akkoyuncu'yu pompalı tüfekle vurarak öldürdükten sonra kaçan 44 yaşındaki zanlı Mehmet Başar, Bulgaristan'da yakalandı. Önce Yunanistan'a oradan da Bulgaristan'a kaçtığı belirlenen Başar, sınırda jandarmaya teslim edildi.

Havsa'ya bağlı Oğulpaşa Köyü'nde 10 yıl önce koyunlarını otlatmak için başkasının arazisine sokunca şikayet edilen Mehmet Başar, hakkında açılan davada Aziz Akkoyuncu'dan şahitlik yapmamasını istedi. Ancak Başar davada şahitlik yapınca Başar hapis cezası aldı. Bunun üzerine ikili arasında husumet başladı. Geçen yıl Mayıs ayında Mehmet Başar tanıklık yüzünden sürekli tartıştığı Aziz Akkoyuncu'yu köy kahvesinden eve giderken pompalı tüfekle 4 el ateş ederek vurup kaçtı. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Akkoyuncu, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. 
ÖNCE YUNANİSTAN SONRA BULGARİSTAN'A KAÇTI
Silahlı saldırının ardından kaçan ve Edirne İl Jandarma Komutanlığı tarafından aranan firari Mehmet  Başar'ın Çatalca'nın Nakkaş Köyü'nde 'Hasan' ismini kullanarak çobanlık yaptığı duyumunu aldı. Jandarma Mehmet Başar'ı yakalamak için gittiğinde köyde bulamadı. Daha sonra Edirne İpsala İlçesi'nin Yunanistan sınırındaki Yenikarpuzlu Beldesi'nde olduğu öğrenilen Mehmet Başar jandarmanın peşinde olduğunu fark edince yasadışı yollardan Yunanistan'a kaçtı. Jandarma ekipleri zanlının sınırda kaçarken attığı cep telefonunu buldu.

CEP TELEFONU YAKALANMASINI SAĞLADI
Edirne İl Jandarma Komutanlığı Ekipleri Yunanistan'a kaçan Mehmet Başar'ın cep telefonu rehberinden arkadaşlarını belirledi. Arkadaşlarıyla irtibata geçen jandarma Yunanistan'a Mehmet Başar'ın nerede olduğunu tespit edip Yunan yetkililere tutuklanması için bilgi verdi. Yunanistan polisi adrese gittiğinde şahsın Bulgaristan'a geçiş yaptığını öğrendi. Başar'ın yakalanması için çalışmalarına devam eden jandarma zanlının Bulgaristan'ın Burgaz kentine bağlı Zvezdech Köyünde çobanlık yaptığını öğrendi. Edirne Jandarma Komutanlığı ekipleri bu bilgiyi Bulgaristan polisine bildirdi.  

BULGAR POLİSİ GÖZALTINA ALDI
Bulgaristan polisi aldığı bilgi üzerine Mehmet Başar'ı Burgaz kentine bağlı Zvezdech Köyünde çobanlık yaparken yakaladı. Başar ülkeye kaçak giriş yapmak suçundan tutuklandı. Türk makamlarının girişimleriyle adam öldürmek suçundan aranan Mehmet Başar Bulgar polisi tarafından Edirne İl Jandarma komutanlığı ekiplerine teslim edildi. Jandarma teslim aldığı Başar'ı sağlık kontrolünün arndından Edirne Adliyesi'ne getirdi. Katın zanlısı çıkarıldığı mahkeme tarafından adam öldürmek suçundan tutuklanarak cezaevine konuldu.

AJANS BG
DOST Partisi, resmi kayıt için mahkemeye başvuru yaptı
DOST Partisi kurucuları, Sofya Şehir Mahkemesi’ne partinin resmi kaydının yapılması için başvuruda bulundu.
Parti Başkanı Lütvi Mestan, gerekli evrakların 47 cilt oluşturduğunu belirterek, ülke genelinden binlerce üyelik başvurusu geldiğini ancak zaman darlığından sadece 9 bin 180 başvuruyu mahkeme kaydı için sunabildiklerini kaydetti.
Mestan, partinin resmi kaydının yapılacağına emin olduklarını vrgulayarak, tüm evrakların titizlikle hazırlandığını söyledi. Mestan, son dönemde kendilerine ve partiye yönelik agresif tutumun korkudan kaynaklandığını ifade etti.
 Ajans Bg

AJANS BG
Bulgaristan'ın en büyük mülteci kampı Türkiye sınırına 60 km. mesafede
Bu yıl en az 4 bin 500 mülteci Bulgaristan'a sığındı. Ama çoğu orada kalmak istemiyor. Mariya Ilcheva ülkenin en büyük mülteci kampı Harmanlı'da kaçışın nedenlerini araştırdı.
Bulgaristan'ın Harmanlı'daki en büyük mülteci kampı Türkiye sınırına 60 km. mesafede bulunuyor. 37 yaşındaki Suriyeli Raşid Allawi de iki yıl önce bu kampa sığınmış. Allawi iyi eğitim almış, İngilizce biliyor ve Şam'da turistlere rehberlik yapmış. 2013 yılında savaştan kaçarak Türkiye'ye gitmiş. Avrupa'ya geçebilmek için insan kaçakçılarıyla 500 Euro'ya anlaşmış. Ancak ödediği para sadece Bulgaristan'a gitmesine yetmiş.

Raşid Allawi siyasi mülteci statüsü almış ve şimdi Stara Zagora'da yaşıyor. Harmanlı kampına giderek Bulgar Kızılhaç'ı hesabına dil ve kültür elçiliği yapıyor. Ayda 500 Euro maaşla çalışıyor. Bulgaristan'daki ortalama 250 Euro'luk aylık ücretle kıyaslandığında durumu fena sayılmaz.

Önemli olan, Bulgaristan'dan uzaklaşmak

Bulgaristan'da Raşid Allawi gibi 'örnek' mülteciye pek rastlanmıyor. Balkan rotasının kapanmasından sonra Bulgaristan mültecilerin Avrupa'sı olmuş. Ama çoğu bu ülkede kalmak istemiyor. Fırsat bulan Bulgaristan'dan ayrılıyor. 2016 başından bu yana Bulgaristan'a gelen 4 bin 500 siyasi mülteci adayından sadece 700'ü burada kalmış. Yabancı düşmanı grupların eylemleri Bulgaristan'ın imajını sarsmış. Bir Afgan sınırı geçmeye çalışırken vurularak öldürülmüştü. Göçmenler hayal ettikleri 'Avrupa sosyal devletinin' Bulgaristan'da değil Batı Avrupa'da olduğunu biliyorlar.

Harmanlı mülteci kampının müdürü Jordan Malinov "Göçmenler Almanya, Danimarka ya da İsveç'te sosyal yardım alacaklarını biliyorlar. Burada ancak barınabiliyor ve karınlarını doyuruyorlar" diyor. Mültecilere ödenen 33 Euro harçlık da geçen yıl kaldırılmıştı.

Ver elini Almanya

28 yaşındaki Suriyeli Uarda Hossein de 'Almanya'da her şeyin daha iyi olduğunu' söylüyor. Sekizinci çocuğunu bekleyen Hossein ailesiyle birlikte Harmanlı'da kalıyor. Türkiye'den Almanya'ya gidebilmek için simsara 9 bin Euro ödemişler. Bulgaristan'da ilerlerken sağanak halindeki yağmura yakalandıklarını, ormanlık bir yerden geçerken ikinci bir araçla Sırbistan'a götürülecekleri söylenerek arabadan indirildiklerini anlatıyor. Tabii gelen giden olmamış ve dokuz kişilik aile Sofya'ya varmadan polis tarafından Harmanlı'ya getirilmiş.

Daha sonra Hosseinler'e siyasi mülteci statüsü ve Bulgar pasaportu verilmiş. Aslında bu pasaportla Avrupa Birliği'nde istedikleri yere gitmeleri mümkün. Almanya hayalini silmemişler. Üç ay zarfında iş bulabildikleri takdirde yeni izin belgeleriyle Almanya'da kalabileceklerini söylüyorlar. Ama bilet alacak paraları yok. Frankfurt'taki akrabaları para gönderirse hayalleri gerçek olacak ve uçağa atlayıp 'ver elini Almanya' diyecekler.

Sosyal güvenlik susamışlığı

Jordan Manilov mültecilerin büyük çoğunluğunun Harmanlı'da bir hafta kaldığını ve parası olanın insan kaçakçılarına koştuğunu anlatıyor. Kamp müdürü mültecilerin gece karanlığında bir daha dönmemek üzere kampı terk ettiklerini belirtiyor ve bir anısını şöyle anlatıyor: "Çocuğu tekerlekli sandalyede oturan Suriyeli bir aile vardı. Dört kere Almanya'ya kaçmaya çalıştılar ama her defasında Sırp polisine yakalanıp kampa iade edildiler. Beşinci kaçıştan sonra dönmediler. Kim bilir, belki Sırplar acıyıp sınırı geçmelerine izin vermiştir."

Malinov, Avrupa Birliği'nin mülteci kabul etme ve mali destek standartları uyumlaştırılmadığı takdirde göçmenlerin zengin ülkeleri tercih edeceklerini söylüyor. Harmanlı kampının müdürü göçmen profilinin zamanla değiştiğini, 2013 ve 2014 yıllarında sadece sığınacak yer arayan Allawi gibi eğitimli kişilerin geldiğini ama artık IŞİD'den kaçtığını söyleyen Iraklı ve Afganların ülkeye akın ettiklerini anlatıyor. Malinov bu gençlerin yüzde 90'ının kimlik belgesi taşımadığını ve çalışmaya da niyetli olmadıklarını belirtiyor.

Bulgaristan'da kalmak istemiyorlar

Harmanlı'da en az üç ay kalanlara iş teklif ediliyor. Sosyal danışman Svetlana Karagjozova adının açıklanmasını istemeyen 23 yaşındaki Iraklı'ya, aşçılık ya da fırıncılık yaptığı takdirde ayda 450 Euro kazanacağını anlatıyor. Genç, 'bilmem' diye cevap veriyor. Sosyal danışman şimdiye kadar tek bir mültecinin dahi iş kabul etmediğini ve hepsinin amacının Almanya'ya gitmek olduğunu söylüyor.

2015 sonbaharında Başbakan Angela Merkel Almanya'nın kapılarının mültecilere açık olduğunu söylediğinde Harmanlı'da ayaklanma çıkmış ve mülteci adayları yollarına devam edebilmek için barındıkları konteynerlerin camlarını kırmışlar.

'Mültecilere hasret kaldık'

Harmanlı'daki mültecilerin sayısı altı ayda 2 bin'den 130'a düşmüş. Haftada bir ya da iki mülteci adayının kaydı yapılıyormuş. Mesai arkadaşları gibi sosyal danışman Karagjozova da işini kaybetmekten korkuyor.

Kentteki küçük esnaf da mültecilere hasret kalmış. Onlar sayesinde bol para kazanmışlar. Şimdi işler durmuş. İnsan kaçakçıları da sıkıntıya düşmüşler. Sosyal danışman Karagjozova gelirlerin düşük olmasına rağmen Harmanlı'da evini tamir ettiren ya da yeni otomobil alanların arttığını, ve bu parayı nerede bulduklarını da herkesin bildiğini söylüyor.

Sonradan gelen mülteci adayları Batı Avrupa'ya geçmenin yollarını ararken Raşid Allawi Bulgaristan'da kalmaya karar vermiş. Avrupa Birliği'nin en fakir ülkesinde kalmış olması onun için fark etmiyor. "Bu ülkeyi seviyorum ve Almanya'ya gitmek de istemiyorum", diyor. Allawi sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bulgarlarla Suriyeliler kafaca uyuşuyorlar. Üstelik ülkeleri de güzel. Ama en önemlisi, huzur içinde yaşayabilmek. Ben de zaten barış ve huzuru arıyordum."


 Deutsche Welle

AJANS BG
“Bir kanun parti çıkarlarına hizmet etmek için değil ülke çıkarlarına hizmet etmek için çıkarılır”
Doç. Dr. Yüksel ÖZKAN
Bal-Göç Genel Başkanı

Katılımcı demokrasiyi, “yurttaşların görüş alışverişinde bulundukları, yerleşik değerleri özgürce sorguladıkları, birbirlerinden bir şeyler öğrendikleri ve kendi aralarında bir uzlaşmaya varabildikleri bir yönetim biçimi” olarak tanımlamak mümkündür. 

İnsanlar, katılımcı demokrasi içerisinde yönetime aktif olarak katılırlar. Esasen demokrasinin özü ve esası da budur. Çağdaş toplumlarda esas hedef katılımcı demokrasinin gelişmesidir.

İnsanlık katılımcı demokrasi idealine doğru ilerlemekteyken, demokrasinin ilk basamağı olan oy kullanma hakkını fiilen sınırlamaya kalkmak, akıntıya karşı kürek çekmektir.

Bulgaristan demokrasisine bağlılığını defalarca ispatlamış olan ülke dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanmasını fiilen ve fiziken imkansız kılacak olan “sadece diplomatik temsilciliklerde oy kullanma” şartını hayata geçirmek demokrasi adına atılmış bir geri adımdır, geriye doğru gidiştir.

Bugün Bulgaristan dışında hayatlarını sürdürmek zorunda olan yurttaşların ezici bir çoğunluğu ülkelerini “mecburen” terk etmek zorunda kalmışlardır. Bunun dışında ekonomik sebeplerle ülke dışında yaşamak zorunda olan azımsanamayacak sayıda büyük bir kitle vardır. Bu insanların tamamı Bulgaristan ekonomisine dolaylı ve direkt yollardan büyük katkı yapan insanlardır. Bu insanlar cezalandırılmayı değil tam aksine bir teşekkürü hak ediyor.

“Bir kanun parti çıkarlarına hizmet etmek için değil ülke çıkarlarına hizmet etmek için çıkarılır”

“Seçim Yasasında kabul edilen değişiklere ilişkin metinlerde birçok çelişki bulunmaktadır. Bir yandan oy kullanmayı zorunlu hale getirip bir yandan ülke dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarını sadece diplomatik temsilciliklerde oy kullanmaya mecbur etmek büyük bir paradokstur.”

“Irkçı, ayrımcı ve ayrılıkçı oluşumlar bir devletin gündemini belirleyemez” 

Seçimlerde oy kullanan vatandaşların sayısını arttırmak için insanları teşvik etmek gerekirken bunu fiilen ve fiziken imkansız hale getiren yasalar çıkarmak, Bulgaristan demokrasisinin lehine olan bir durum değildir.

Bulgaristan’a her yıl 3 milyar levalık “görünen” net bir ekonomik katkı sağlayan ülke dışındaki Bulgaristan vatandaşları aynı zamanda ülke ekonomisini sübvanse etmekte ve yabancı yatırımları ülkeye çekmektedir.

Bu insanların Bulgaristan demokrasisine olan inancını sarsmak kimsenin yararına değildir. Vatandaşlarına “eşit” yaklaşmayan politikacılar ülkeleri adına iyilik değil kötülük yapan politikacılardır.

Gelin bu ayrımcı, başkalaştırıcı, ötekileştirici ve demokrasi adına geriye gidiş anlamına gelen karardan vazgeçin. Ülkeye ve demokrasiye olan bağlılıklarını defalarca ispatlamış olan yurt dışında yaşamak zorunda kalmış yurttaşlarınızı küstürmeyin. 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu kararı veto etmesi veya bu kararın geri alınması Bulgaristan demokrasisini güçlendirecektir.

İnsanlığın katılımcı demokrasi yolunda ilerlediği bir çağda, demokrasi adına geriye gidiş anlamına gelen bu seçim kanunu ülkeye yarar değil aksine zarar getirecektir.

Büyük çoğunluğu aynı zamanda Bulgaristan Cumhuriyeti vatandaşı da olan üyelerimiz adına şu çağrıyı yapıyoruz:

“Demokrasi yolunda ileri gidelim, geriye doğru adım atmayalım.”

AJANS BG
"Osmanlı hiç bir zaman Bulgaristan'ı esaret altına almamıştır'
Bulgar tarihçi Prof. Dr. Stoyan Dinkov, Osmanlı İmparatorluğu'da etnik kimlik bilincinin olmadığını, insanların siyasi ve ekonomik anlamda özgür olduğunu belirterek, "Amerika ve Avrupa Birliği Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş felsefesini kullanıyor." dedi.

Türkiye'de bulunan Bulgar tarihçi Prof. Dr. Dinkov, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Osmanlı İmparatorluğu'nun kendi içinde ırk ayrımı yapmadığını, her ırkın kendi arasında eşit olduğunu, iktidarda da her ırktan temsilci yer aldığını kaydeden Dinkov, bu anlamda Osmanlı İmparatorluğu'nun şu anki Amerika Birleşik Devletleri'nin alt yapısını oluşturduğunu söyledi. 

"Amerika ve Avrupa Birliği Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş felsefesini kullanıyor" diyen Dinkov, "(Osmanlı'da) Etnik kimlik bilinci yoktu. Osmanlı birliği kanun önünde herkesin eşit olmasını sağlıyordu. İnsanlar siyasi ve ekonomik anlamında özgürlerdi. Osmanlı imparatorluğu, Amerika'nın ve şu anki AB'nin bir ön örneğiydi." 
ifadelerini kullandı.

"Osmanlının yönetim tarzında toplum etnik olarak ifade edilmiyordu"
Dün 101. yılında, dünya çapında çeşitli anmalara konu olan 1915 yılı olaylarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Dinkov, 1915'te Osmanlı yönetimince Ermenilere soykırım yapıldığı iddialarının aydınlatılması için Birinci Dünya Savaşı'na karışan devletlerin arşivlerinin incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Sadece Osmanlı'nın değil Ermeni, Rusya, Fransa, İtalya ve İngiliz arşivlerinin açılması gerektiğini aktaran Dinkov, "Tarihçilerin haricinde sosyolog ve psikologların da olayı incelemesi gerekir. Olaydan 20-30 sene önceki etnik bilincin nasıl oluştuğunun görülmesi gerekir. Osmanlının yönetim tarzında toplum etnik olarak ifade edilmiyordu. Etnik ayrımcılık yoktu. Tüm etnik kimlikler Osmanlılı olarak kabul edilirken, o dönemde bireyler etnik kimlikleri altında birleşmeye başlıyorlar." diye konuştu.

"Osmanlı hükümeti de bu işlere müdahil olmamıştır"
Dinkov, incelediği bir Rus generalin arşivinde bu olayların farklı açıdan yansıtıldığını gördüğünü kaydederek, şöyle devam etti:

"Bu generalin Rus imparatoruna ve baş komutanına yazdığı günlükler var. Doğu Anadolu'daki olayları farklı açıdan yansıtıyor. Bunun arşivine baktığımızda bu olaylarda Türkler hiç yer almamıştır, Osmanlı hükümeti de bu işlere müdahil olmamıştır. Bu olayın içinde Kürtler, Ermeniler ve Rusların olduğunu görüyoruz. Osmanlı hükümetinin, yönetiminin rolünün olmadığını görüyoruz. Ermeni, Kürt ve Türk dil grubu var olayların yaşandığı bölgede. Aynı dil grupları Rus sınırları içerisinde de var. Rusya sınırları içinde de aynı gruplar yaşadığı biliniyor fakat o taraftaki olaylar dile getirilmiyor. Kimin çıkarının olduğuna bakacak olursak Kürtlerin ve Ermenilerin çıkarı olduğunu görüyoruz. Olayları Türkiye Cumhuriyetine devletine ve Türklere indirgemek olmaz."

"Osmanlı, Bulgaristan'daki mağdurlara yardım etti"
Dinkov, Bulgar tarihçilerin, "Osmanlı yönetimine karşı 21 Nisan 1876'da başlatılan Batak isyanı sırasında, çoğu kadın ve çocuk 5 bin kişinin Batak'taki Sveta Nedelya kilisesinde Osmanlılar tarafından kılıçtan geçirildiği" yönündeki iddialarının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Batak olayının yan yana olan iki köyde gerçekleştiğini söyleyen Dinkov, o dönemde İstanbul'dan Balkanlar'a giden kervanların yol boyunca soyguna uğradığını, vakanın kervanlardan elde edilen ganimetin paylaşımında köylüler arasındaki anlaşmazlıktan çıktığını vurguladı.

Dinkov, olayların insanların yaşam tarzından kaynaklandığını belirterek, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Batak'taki olaylar yerel gelişmelerle ilgilidir, ticari sebepleri vardır. Bu olayı özgürlük hareketi olarak nitelendiremeyiz. Bağımsızlık yanlılarının bastırılması olarak değerlendirmemek lazım. Kriminal bir yönü vardır. Devlet politikası olarak nitelendirilemez. O dönemdeki Karadağ, Sırp savaşı bu olaylara paralel giderken başka devletlerin de ajanlık hareketleri vardı. Önce Müslümanlar arasında korku salarak Müslümanların Hristiyanlaştırılacağı söyleniyor, Hristiyanlara da Müslümanlar 'sizi yok edecek' diye kışkırtma yapılıyordu. Bu ajanlık işlerini yapanlar daha sonra Balkanları ele geçirmek için çaba gösteren devletlerdir. Osmanlı'nın askeri Karadağ'daki savaşa müdahale etmek için yola çıkarken, bir tarafta da Osmanlı'ya karşı hareketlenen gruplar vardı. Osmanlı yönetimi, olayları yatıştırmak, asayişi sağlamak için asker göndermiştir Batak'a. Devlet müdahalesi var fakat olayları yatıştırmak ve asayişi sağlamak içindir. Bu olaylara Türkler kesinlikle karışmamıştır. Bu olayda Pomaklar ve Hristiyanlar vardır."

Dinkov, yakın köylerdeki Türkler'in Batak olayındaki mağdurlara yardım ettiğini aktararak, "Bulgaristan'ın resmi tarihinde söylendiği gibi olayları 'Türklerin yaptığı' bir gerçeğe dayanmamaktadır. Türkler oradaki mağdurlara yardım etmişlerdir." ifadelerini kullandı.

AA



AJANS BG 27 Nisan 2016 Çarşamba
Kırmızı bültenle aranıyordu, Bulgaristan'da yakalandı
Kırklareli'de 2004 yılında bir kişiyi silahla öldürdüğü gerekçesiyle hakkında kesinleşmiş 18 yıl hapis cezası bulunan ve 3 yıldır INTERPOL tarafından kırmızı bültenle aranan şahıs, Bulgaristan'da gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, 2004 yılında Pınarhisar ilçesinde tartıştığı kişiyi silahla öldürdüğü belirtilen Şenol D. yasa dışı yollarla kaçtığı Bulgaristan'da saklanmaya başladı. Zanlının yakalanması için 2013 yılında INTERPOL tarafından da hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.Olayla ilgili 1 yıldır çalışma yürüten Kırklareli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, zanlının Bulgaristan'da saklandığı yeri tespit etti.Bulgaristan'da yakalanarak gözaltına alınan Şenol D. İşlemlerinin ardından Türkiye'ye teslim edildi. Şenol D. çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine götürüldü.
aa

AJANS BG
Lütvi Mestan: 'Laik bir siyasi partiyiz ancak dini inançlara saygılıyız'
Bulgaristan'da 14 Nisan'da kurulan Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar (DOST) partisinin lideri Lütvi Mestan, "Seçim yasasında yurt dışında yaşayan 2 milyon  Bulgaristan vatandaşının oy kullanma hakkının sınırlandırılması vatanseverlik ve ulusçuluk karşıtı bir eylemdir." dedi. 

Mestan, partisinin başkan yardımcıları ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, DOST partisinin laik bir siyasi parti olduğunu ancak üyelerinin tümünün dini inançlarına saygıyla yaklaştığını söyledi. 

Bulgaristan'da başta Türk ve Müslümanlar olmak üzere tüm etnisitelerin siyasi temsilcisi olmaya talip olduklarını belirten Mestan, DOST partisinin yasallaşması için mahkeme kaydının yapılmasını beklediklerini, bu prosedürde hiçbir yasal engelle karşılaşmayacaklarını düşündüklerini kaydetti. 

Bulgaristan'da milliyetçi tutum sergileyen medyanın, DOST partisi Başkan Yardımcısı Hüseyin Hafızov'un konuşmalarına "Bismillah" diyerek başlamasını eleştirmesine yanıt veren Mestan, "Arkadaşım bu kelimeyi günde belki 10 bin kez tekrar eder. Bunu hiçbir şekilde sorun olarak görmeyiz.  Bulgaristan'da birçok siyasi parti dini ayinle törenlerini başlatır. Bunda da sorun yoktur." diye konuştu. 

Parlamentonun görüştüğü Seçim Yasası Değişiklikler Tasarısında, seçimlerde yurt dışında sadece  Bulgaristan'ın büyükelçilik ve konsolosluklarında oy kullanılma hakkının tanınmasına karşı çıkan Mestan, sözlerini şöyle sürdürdü: 


"Seçim yasasında yurt dışında yaşayan 2 milyon  Bulgaristan vatandaşının oy kullanma hakkının sınırlandırılması vatanseverlik ve ulusçuluk karşıtı bir eylemdir. Zorla sınır dışı edilmiş veya ekonomik nedenlerinden dolayı yurt dışına gurbete giden vatandaşlarımızın haklarının sınırlandırılmasına karşıyız."

Mestan, yeni bir siyasi oluşum olarak "geriye ve aşağıya bakmadıklarını" vurgulayarak, "Birlik ve beraberliğimizi kaynaştıran faktör hoşgörümüzdür." ifadesini kullandı.

"Dost ve komşu  Türkiye"

NATO ve  Avrupa Birliği (AB) yanlısı, merkez liberal görüşlere sarılan bir parti olarak her zaman  Bulgaristan'ın Batı Balkanlar'daki ülkeler ve özellikle komşusu  Türkiye ile ilişkilerinin iyi olmasını istediklerini belirten Mestan, "Batı Balkanlar ve komşu  Türkiye ile dostane ilişkilerimiz, ödün vermeyeceğimiz bir prensibimizdir. Bu konuda asla geri adım atmayız." dedi. 

Yeni bir siyasi oluşum olarak hiçbir şekilde kompleksli olmadıklarını ifade eden Mestan, "Batı Balkanlar ve  Türkiye konusunda bizim böyle konuşuyor olmamız, bizi ' Türkiye yanlısı bir parti' yapmaz." şeklinde konuştu. 

Bulgaristan Parlamentosu'nda grubu olan muhalefet Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin (HÖH) eski Genel Başkanı olan Mestan bu partinin "onursal lideri" olan  Ahmet Doğan'ın kararı ile başkanlık ve parti üyeliğinden ihraç edilmişti. Mestan,  Türkiye'nin sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürmesinin ardından parlamentoda yaptığı konuşmada, NATO ve  Türkiye'ye destek vermiş ancak tutumu Doğan tarafından "siyasi gaf olarak" nitelendirilmişti.

AA

AJANS BG
İzmir BAL-GÖÇ: ‘DOST Partisi’ni desteklemeye karar verdik’
İzmir Bal-Göç Derneğinden yapılan açıklamada, DOST Partisine destek verdikleri belirtildi.
İzmir Bal-Göç:
‘İzmir Bal-Göç olarak Bulgaristan siyasetinde yaşanan ani ve kaygı verici gelişmeleri büyük bir titizlikle ve  kaygı ile takip ettik ve geniş tabanlı çalışmalar yaptık. İzmir’ in hemen her yerleşim bölgesinde birebir üyelerimizle HÖH’ü ve yeni oluşum (bu gün için artık kurulmuş olan) Dost Partisi’ni konuştuk. Bulgaristan’ da yaşayan insanlarımızla istişareler yaparak, Yönetim Kurulumuz ve Danışma Kurulumuz ile toplantılar gerçekleştirerek temsil ettiğimiz toplum adına yeni kurulan DOST Partisi’ni desteklemeye karar verdik.’

AJANS BG
Parlamento önünde gerginlik (video)

Seçim Yasası’ndaki değişiklikleri protesto etmek için parlamento binası önüne toplanan grupla polisler arasında arbede yaşandı. 

AJANS BG
Seçim döneminde Türkçe yasağı kalıyor
Maclisin olağanüstü toplantısında görüşülen Seçim Yasası’ndaki değişiklikler arasında bulunan seçim döneminde Bulgarca dışında başka bir dilde propaganda yasağı kaldırılamadı. 

Milletvekillerinin çoğunluğu, ülkenin resmi dili olan Bulgarca dışanda başka bir dilde seçim propagandası yapılması yasağının kaldırılmasına karşı çıktı. 
Böylece yasağın kaldırılması yönündeki teklifler kabul görmedi. 
Ajans Bg

İLGİLİ HABER:


AJANS BG
Trafik polisinin ölümüne neden olan TIR şoförü tutuklu kalıyor
Mahkeme, geçtiğimiz Cuma günü Filibe yakınlarında Trakya Otobanı üzerinde bir trafik polisine çarparak ölümüne sebep olan 41 yaşındaki Mustafa Öztürk’ün tutuklu kalmasına karar verdi.
 İki polis memurunun daha önce meydana gelen bir trafik kazasının kaydını tuttukları sırada trafik polislerinden birine çarparak ölümüne sebep olan TIR şoförü Üztürk, çıkarıldığı mahkemede ‘karanlıktı, polis memuru benim hareket halinde bulunduğum şeritte bir anda önümde belirdi. Sol tarafımda başka bir araç vardı ve kaçamadım’ dedi. 
Trafik polislerinin kaydını tuttuğu kaza alanının işaretlenmediğini belirten Öztük, bu nedenle bir anda önünde beliren polis memurunu farkettiğinde durma şansı kalmadığını kaydetti.
RAZGRAD DOĞUMLU
Razgrad doğumlu olan Öztürk’ün Bulgaristan vatandaşlığı bulunmadığı bildirildi.
Öztürk’ün kullandığı 34 FD 8287 plakalı araç Filibe Emniyet Müdürlüğü’nin bahçesine çekildi. Öztürk’ün 2 ile 6 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabileceği ifade edildi.

Ajans Bg


AJANS BG 26 Nisan 2016 Salı
Fikret İnce, 'Bulgaristan’da yatırımı olmayan iş adamlarını en kısa zamanda aramızda görmek istiyoruz'
Bulgar-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (BULTİŞAD) Başkanı Fikret İnce, "Bulgaristan’da yatırımı olmayan iş adamlarını en kısa zamanda aramızda görmek istiyoruz. Buraya gelirseniz hem yaşam kalitesinde hem iş hayatında mutlu olacağınıza inanıyorum." dedi.

İnce, BULTİŞAD ve uluslararası danışmanlık şirketi Deloitte Bulgaristan’ın katkılarıyla düzenlenen "Birlikte Büyüme Yolunda" başlıklı yatırım toplantısındaki konuşmasında, "Amacımız Bulgaristan'ı bir yatırım merkezi olarak sizlere tanıtmak. Zaten Bulgaristan’a yatırım yapan iş adamlarımız var. Buradaki muhasebe sistemi, bazı teşviklerden nasıl kullanılacağı hakkında çok yararlı bilgiler vereceğiz." ifadelerini kullandı.

Bulgaristan'ın yatırım açısından uygun olduğunu belirten İnce, "Bulgaristan’da yatırımı olmayan iş adamlarını da en kısa zamanda aramızda görmek istiyoruz. Bulgaristan'ın gerçek yüzüyle tanıştıracak bazı bilgileri onlara sunmak istiyoruz. Amacımız gerçekleri sizlere sunmak. Bu gerçekleri görerek Bulgaristan'a yatırım yapmanız arzumuzdur. Buraya gelirseniz hem yaşam kalitesi olarak hem de iş hayatında mutlu olacağınıza inanıyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin Burgaz Başkonsolosu Enver Akyol ise Bulgaristan'ın Türkiye için önemli, dost ve müttefik bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Bulgaristan, Avrupa Birliği (AB) sürecimizde içerisinde de ortak olduğumuz bir ülke. Ayrıca kültürel bağlarımızın güçlü olduğu bir ülke. Siyasi, ekonomik ve yatırım ilişkilerinin gelişmesinde ticaret özel bir önem sahibi. Ticaretin iyi olduğu ikili ilişkiler, siyasetin inişlerin ve çıkışlarından etkilenmemiştir. Ticaret her zaman güçlü olmuştur. Bulgaristan Türkiye için, Türkiye de Bulgaristan bir fırsattır." değerlendirmesinde bulundu.

Sermaye birikimi açısından Bulgaristan'ın yanında İstanbul gibi bir sanayi şehrinin olduğuna dikkati çeken Akyol, "Türkiye-Bulgaristan arasındaki potansiyel yeterince değerlendirilmiyor. Türkiye’de yurt dışına yönelmeye başlayan bir sermaye birikimi var." dedi.

Türkiye'nin Sofya Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Emrah Sazak da coğrafi yakınlığın hala ticarette çok önemli olduğunu belirterek, "Türkiye'nin kalbi dediğimiz Marmara Bölgesi, Bulgaristan'a Türkiye'nin birçok yerinden çok daha yakın. Bulgaristan, ülkemizdeki her firma için AB pazarı açısından üretim ve yatırım üssü olarak değerlendirebilecek bir ülke." görüşünü paylaştı.

- "Yatırımcı bir kuş gibidir, tarlanıza konar ama en ufak yanlışta uçar gider"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye - Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Osman Ak, toplantının amacının iş hayatının ortak problemlerini dile getirilerek çözümünü en kısa yoldan bulmak olduğunu söyledi.

"Yatırımcı bir kuş gibidir. Sizin tarlanıza konar ama en ufak yanlış harekette uçar gider, komşu tarlaya konar. Bunu kaçırmamak lazım, uygun ortamı sağlamak lazım." diyen Ak, Bulgaristan'a yatırımla ilgili sonbaharda bir toplantı yapmayı planladıklarını da anlattı.

Toplantıya, Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneğinin (YAPDER) organizasyonuyla İstanbul’dan gelenlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda Türk ve Bulgar iş adamı katıldı.


AA

AJANS BG
Türkiye'de ikamet eden ve yurtdışında doğan vatandaş sayısında Bulgaristan doğumlular ilk yerde
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılı ’Doğum Yeri İstatistikleri’ni açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS), 2015 sonuçlarına göre, yurtdışında doğan ancak Türkiye’de yaşayanlarda Bulgaristan ilk sırada yer alıyor.

TÜİK verilerine gore, Türkiye’de ikamet eden ancak yurt dışında doğan nüfusun, doğdukları ülkelere göre dağılımı incelendiğinde, ilk sırada yüzde 23,8 ile Bulgaristan doğumluların yer alıyor.
Bulgaristan doğumluları sırasıyla, Almanya (yüzde 16,5), Irak (yüzde 6,1), Suriye (yüzde 4,8) ve Azerbaycan (yüzde 3,3) doğumlular takip etti.
Yurt dışı doğumlu olup Türkiye’de ikamet edenlerin yüzde 74’ü çalışma çağındaki (15-64 yaş) nüfustur. Bu nüfusun yüzde 45,6’sını erkekler, yüzde 54,4’ünü kadınlar oluşturdu. Yurt dışı doğumlu nüfusun yüzde 14,7’si çocuk nüfus olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundadır. Bu nüfusun yüzde 51,5’i erkek iken, yüzde 48,5’i kadındır. Yurt dışı doğumlu nüfusun yüzde 11,3’ü yaşlı nüfus olarak adlandırılan 65 ve daha yukarı yaş grubunda yer almaktadır. Bu nüfusun yüzde 44,3’ünü erkekler, yüzde 55,7’sini ise kadınlar oluşturmaktadır.

İSTANBUL VE İZMİR’DE YURT DIŞI DOĞUMLULARDA BULGARİSTAN İLK SIRADA
İstanbul’da yaşayan yurt dışı doğumlular içinde ilk sırayı yüzde 23,7 ile Bulgaristan doğumlular alırken, İzmir’de ikamet eden ancak Bulgaristan’da doğanlar yüzde 40,3 ile yine ilk yerde bulunuyor. 
Ajans Bg

AJANS BG
Bulgaristan'ın en ağır adamı Türkiye'de midesini küçülttürdü
BULGARİSTAN vatandaşı 240 kiloluk Nikoloy Velinov, İzmir'de midesini küçülttürdü, tek isteğinin kilo verip sağlığına kavuşmak olduğunu söyledi.


Defalarca Avrupa'nın çeşitli kentlerinde 6- 8 ay süren zayıflama kamplarına katılıp kilo verdiğini, ancak daha sonra bu kiloları misliyle geri aldığını belirten Bulgaristanlı işadamı 47 yaşındaki Nikolay Velinov, kilosu çeyrek tona ulaşıp çeşitli hastalıklarla boğuşmaya başlayınca, yeni bir hayattan yana karar verdi. 1.90 santimetre boyundaki Velinov, İzmir'de mide küçültme ameliyatı olup bu yolda ilk adımı atarken, Opr. Dr. Koray Tekin, "Hastamız yarım kuzu yediği günlerden önce sıvılarla, sonra pürelerle doyacağı bir hayata geçiş yaptı. İlk 6 ayın sonunda 120- 130 kilo vermesini bekliyoruz" dedi.

ARKADAŞI AMELİYAT OLUP ZAYIFLAYINCA

Sofya'da arkadaşı 40 yaşındaki Yancho Stoev'in, geçen kasım ayında İzmir Kent Hastanesi'nde Opr. Dr. Koray Tekin tarafından ameliyat edildiğini ve kısa sürede 190 kilodan 140 kiloya düştüğünü belirten Velinov, bunu görünce kendisinin de ameliyat olmaya karar verdiğini anlattı. Velinov, şunları söyledi:

"Yemeği çok seviyordum. Bu iştah ve kilolar sayesinde yeni hastalıklarım oldu. Bu kilolardan kurtulmak için her yolu denedim. Diyetler başarısız oldu. Çok hareketsizdim, kilom arttıkça kımıldayamaz oldum. Bulgaristan'da benim gibi kişilerin ameliyatla sağlıklarına kavuştuklarını görünce, internetten hastane ve doktoru bulup bilgi edindim. Ameliyat çok iyi geçti. Şimdi hedefim önce kilolardan sonra da hastalıklardan kurtulmak, ilaçları bırakıp yepyeni bir hayata başlamak."

MORBİD OBEZLERE CERRAHİ YARDIM GEREKİYOR

Sofya'da bir nakliyat firması sahibi olan Velinov'a eşi Anto Aneta refakat ederken, Opr. Dr. Tekin hastasıyla ilgili şu bilgileri verdi:

"Hastamız ülkesinde hem diyet programları uygulamış, hem de Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde 8 ay, bir yıl süren kamplara katılmış. 30 kiloya kadar vermiş, ama hepsinin sonunda verdiği kiloları geri almış. Bu tip morbid obeziteyi diyetle kontrol etmek çok zor. Onun için cerrahi yardımla mideyi küçülterek biz diyeti yapılabilir hale getiriyoruz. Bu hastamızın da her morbid obez hastasında gördüğümüz gibi ileri derecede solunum sıkıntısı (KOAH), yüksek tansiyon ve şeker problemleri vardı. Hastamız çok aşırı kilolu, tam 240 kilo. Bu problemleri ve yüksek kilosu nedeniyle laparoskopik yani kapalı yöntemle sleeve gastrektomi (mide küçültme) ameliyatı yaptık. Ameliyat bir saat sürüyor, hasta birkaç saat sonra da yürür hale geliyor. Artık ileri teknoloji sayesinde yoğun bakım da gerekmiyor. Hastamızın 6 ayın sonunda 100- 110 kiloya düşmesini bekliyoruz. Yaptığımız ameliyatlardaki gözlemimiz şeker hastalığı kilo vermeksizin kayboluyor, yüksek tansiyon ilaçlarını da 2- 3 ay sonunda bırakmasını bekliyoruz."

AJANS BG
İzinin Tozuna Yüz Sürmek İçin Yine Yollardayız
Vedat S. Ahmed


Tarih 20 Nisan, günlerden Pazartesi değil Çarşamba, yıllardan 571 değil 2016… Kutlu doğumundan 1445 yıl geçmiş yâ Rasûlâllah!
Dün Tuna boyunda Rusçuk’ta seni andık, seni anlamaya çalıştık, seni anlatmaya gayret ettik ey Cân-ı Cânân Efendimiz.
Senin sesinin Rusçuk’ta, Tuna ovasında, Deliorman’da, Dobruca’da, Kırcalı’da, Rodoplar’da, Filibe’de, senin güzelliğini temsil eden güllerin diyarı Kızanlık’ta, hatta Vidin’de yankılanması bir başka güzellik... İnsanların emniyet ve huzur içerisinde birlikte yaşayabileceklerini, ama bunun bir ahlâkı olduğunu, bu işin bir marifet işi olduğunu, bunun için hikmet ve irfanî bir bakışın olması gerektiğini dilimiz döndüğünce şehir ve köylerden gelen kardeşlerimizle paylaştık ey Kân-ı İrfân Efendimiz.
Bugün ise vuslat yolcusuyuz... İnleyerek sana geliyoruz... Senin nurunla nurlanan Nurlu Medine’den münevver olarak dönmek için senin huzuruna geliyoruz ey Nûr-ı Dilârâ!
Sofya havaalanından Bulgristanlı 20 kardeşimizle izinin tozuna yüz sürmek için yola revan oluyoruz. Bir zamanlar Bulgaristanlı hacılar Deliorman’dan, Kırcalı’dan, Dobruca’dan hacca yola çıkar ve İstanbul’da diğer hacılarla buluşarak yolculuklarına birlikte devam ederlermiş. Biz de onun misali İstanbul’da uçak değiştiriyor, aynı duyguları paylaşan ve aynı menzile ulaşmaya çalışan Kosovalı, Roamnyalı, Slovenyalı, Kırgızistanlı, Arnavutluklu ve sair kardeşlerimizle birlikte dünyanın merkezine doğru hareket ediyoruz. Uçağımız milleri aştıkça aşıyor, biz de sana yaklaştıkça yaklaşıyoruz yâ Nebiyâllâh.
Yolculuğumuz esnasında beynimde birkaç mısra dolaşıyor, insanlığa senden öğrendiği insanlığı öğreten büyük Yunus’un derûnî mısraları bunlar:
Arayı arayı bulsam izini, 
İzinin tozuna sürsem yüzümü. 
Hak nasîb eylese görsem yüzünü, 
Yâ Muhammed cânım arzular seni. 

Bir mübârek sefer olsa da gitsem
Kâbe yollarında kumlara batsam 
Hûb cemâlin bir kez düşte seyretsem
Yâ Muhammed cânım arzular seni. 

Evet, mübarek bir seferdeyiz. Umre yolculuğundayız... Tekrar nasip eden Yüce Mevlâ’ya şükürler olsun!
Bir zamanlar aylarca yolculuktan sonra ulaşılan mukaddes şehir Medine’ye bizler üç saatte varıyor  ve senin mübarek kabrini işaret eden yeşil ışıklı minareyi semadan görüyoruz. Yeşil kubbe görünüyor...
O ana kadar sürdürdüğümüz zikir ve tesbihlerimize ara veriyor, seni salât ü selâmlarla anmaya yoğunlaşıyoruz. Allah’ın andığı, meleklerin yâd ettiği mübarek ismini anarak kalbimizi ferahlatıyor, gönlümüzü cilâlıyor, sana hem burada hem de kıyamet gününde yakın olmaya gayret ediyoruz. Çünkü sen gözlere nûr, kalplere sürûrsun ey Âlî Sultan!
Sen ve senin getirdiğin kutlu mesaj ne cezbedici ki, 15 asır sonra milyonlar senin sevdanla Medîne’yi arşınlıyor, dertlerine deva, hastalıklarına şifa arıyor. Târümâr olmaya yüz tutmuş gönül ve yurtlarını Medîne’nin nuruyla yeniden münevver kılarak medeniyetini ayakta tutmaya çalışıyor. Medînesiz medeniyet olur mu yâ Habîbâllâh?! Olur belki, ama Mehmed Âkif’in tarif ettiği ve bugün de sıkça karşımıza çıkan o tek dişi kalmış canavar medeniyeti olur...    
Sen hasta gönüllere şifasın, feri gitmiş ve şaşıya dönmüş gözlere nûrsun, sen Muhammedü’l-Emîn’sin. Bizler senin bizlere bıraktığın emniyeti arayıp bulmaya geldik yâ Sâdika’l-va‘di’lemîn! Bizler emniyet isityoruz, insanlık emniyet istiyor... Ama ne yazık ki, emniyet yanlış yerlerde aranıyor. Emniyet senin kurduğun, senin model olarak bıraktığın şehirdedir ya da ona göre kurulan, düzenlenen şehirlerdedir. Orası iman baçesidir, emanet yurdudur, emniyet şehridir, ümniye ülkesidir... Bizleri de oraya kabul et yâ Muhammedü’l-Emîn! Hatamız çok, kusurumuz sonsuz, günahımız gırtlağa kadar, ama eşiğine geldik, ümmetinin bir ferdiyiz, ‘vâ ümmetî’ sırrına kavuşmaya geldik, kabul buyur ey tıfıl iken ümmetin dileyen Peygamber!
Binlerce salât, binlerce selâm sana ey selâm ülkesinin imamı! Mübarek ailene, seçkin ashabına, kıyamete kadar selâm ülkesini kurma yolunda yürüyenlere selâm!...

VEDAT S. AHMED'İN DİĞER YAZILARI

AJANS BG
'İhanet nerede muhalefet orada'

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü savunduğu için Lütfi Mestan’ı partiden uzaklaştıran HÖH’ün kurultayına CHP ve MHP’li milletvekilleri de katılarak destek verdi. Mestan tarafından Türkiye yanlısı DOST partisi kurulmuşken, CHP ve MHP’nin HÖH’e destek vermesi, “AK Partiye karşı durmak için Rusçu da oldular” dedirtti.


Sınırlarımızı ihlal eden Rus uçağının düşürülmesi, Lütfi Mestan’la HÖH’ün de yollarının ayrılmasının sebebi olmuştu. Olaydan sonra bir açıklama yapan Mestan, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün savunduğu için partinin onur başkanı Ahmet Doğan tarafından HÖH’ten ihraç edildi. Kısa süre sonra DOST partisini kuran Mestan, Bulgaristan’da hem Türk ve Müslüman hem de diğer azınlıkların desteğini aldı. DOST’un siyasetine Türkiye’de de hükümet ve soydaş seçmenden destek gecikmedi. Durum böyle olunca CHP ve MHP’li vekiller de, AK Parti’ye karşı durmak için Rusçu düşünceleri desteklediği halde HÖH kanadında yer almayı tercih etti.
HÖH KURULTAYINA MUHALEFET DESTEĞİ
Hak ve Özgürlükler Hareketi 9. kurultayına 900 delege ile 600 konuk katıldı. Mustafa Karadayı’nın genel başkan seçildiği kurultayda CHP ve MHP’li vekiller de yerlerini aldı. CHP Bursa Milletvekilleri Ceyhun İrgil, Erken Aydın, CHP İl Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, CHP Bursa Gençlik Kolları ve CHP Bursa İl Kadın Kolları katıldı. Vekil Ceyhun İrgil’in sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “CHP heyeti olarak görevli geldiğimiz Sofya’da HÖH 9. Kongresi’ndeyiz…” ifadesi de HÖH’e CHP Gebel Merkezi’nin destek verdiği düşüncesini uyandırdı. HÖH kurultayına Türkiye’den CHP ve MHP’den milletvekili heyetleri, Bulgaristan göçmenlerinin yaşadığı bölgelerinden belediye başkanları, göçmen örgütleri liderlerinin yanı sıra çok sayıda ülkenin diplomatik temsilcilileri de katıldı. Kurultayda Bulgaristan parlamentosunda başlıca siyasi güçler ve Avrupa Parlamentosu ile Liberal Enternasyonel’in temsilcileri de hazır bulundu.
HEDEF YİNE LÜTFİ MESTAN OLDU
Kurultayda genel başkan seçilen Mustafa Karadayı’nın hedefinde Lütfi Mestan vardı. Mustafa Karadayı, 25 Aralık’ta partiden ihraç edilen eski Genel Başkan Lütvi Mestan’ı ima ederek, “Son 25 yılda bir çokkez HÖH’nin özünü değiştirmek isteyenler olmuştur. Farklı siyasi projeler ortaya atılmıştır. Değer taşıyan ‘özel kodumuz’ tüm bu çabalara karşı dayanaklı kalmayı başarmıştır” dedi. HÖH’ü parçalama girişimlerinin başarısız olacağını söyleyen Karadayı, “Bu girişimler yurt dışında laboratuvar ortamında yapılmıştır.” diye konuştu. HÖH’ün 19 Ocak 2013’te 8. kurultayda bir suikast girişimine hedef olduktan sonra partinin genel başkanlığından çekilen Onursal Başkan Ahmet Doğan, ilk kez resmi bir etkinliğe katıldı.
BU DESTEĞİ İYİ OKUMALI!
Dış politikada milli mesele haline gelmiş konularda iktidar partisi karşıtlığına dayalı bir politika izlemek ne denli doğrudur. Çünkü bunlar iç siyaset konusu olmadığı gibi, partiler üstü bir bakış açısıyla ele alınmaları kaçınılmazdır. En azından Türkiye’nin toprak bütünlüğüyle ilgili herhangi bir problemi olmayan siyasi partilerden bu davranış kalıbı beklenir. Dış politikada üç karar alıcının/aktörün temsil ehliyetleri tamdır ve akreditasyon sorunları yoktur: Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı. Devletin dış politikasını değerlendirecekseniz bu üç karar alıcı dikkate alınmalıdır. Nitekim Türkiye’nin Aralık 2015’ten itibaren HÖH’e karşı izlediği politika açıktır. Anlaşılması güç olan husus şudur: CHP’nin ve MHP’nin HÖH Kongresi’ne katılmaları ve resmi politikayı reddetme eğiliminde olmaları. Hafta sonunda gerçekleşen HÖH Kongresi’ne heyet göndermiş olmakla iki temel hata yapmışlardır: Sorunun tanımını koyamamak ve metodoloji hatası. Birincisi ne olup bittiğini anlayamamalarına, diğeri nasıl bir yöntem geliştirecekleri bilmemelerine yol açtı. Ancak bu gelişmeler her iki partinin de Balkan uzmanlarının olmadığını ayan beyan gösterdi.
“CHP’NİN KATILMASINI YADIRGAMIYORUM ÇÜNKÜ…”
Türkiye Bulgaristan Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti Bursa eski Milletvekili Mustafa Öztürk, muhalefet partileri milletvekillerinin HÖH kurultayına destek katılımı sağlamasını değerlendirdi. HÖH’ün yıllardır Türkiye ilişkilerini kötü tuttuğunu belirten Öztürk şunları söyledi: “Ahmet Doğan bir operasyon yaptı. CHP’nin katılmasını yadırgamıyorum çünkü benzer zihniyette oluşumlar. HÖH oradaki Müslümanların Türklerin durumunu geliştirmek iyileştirmek düşüncesinde değiller. Vatandaşları düşünen kimseler bu yapıya tavır koyar. Türkiye’de göçmenler devletle hareket edecek bir değişime destek vermeyi seçti. Bulgaristan’da DOST pasrtisinin güçlenmesi, soydaşlarımızın güçlenmesidir.”
http://sehirmedya.com

AJANS BG
DOST, resmi kayıt için 12 bin imza topladı
DOST Partisi, mahkeme kaydı işlemleri için 12 bin imza topladı. DOST’a üye olmak için 12 bin kişinin başvuruda bulunduğu bildirilirken, parti yönetimi bugün başkent Sofya’da toplanarak başvuruların onaylanmasını karara bağlayacak.
DOST’tan verilen bilgide, partinin resmi kaydının yapılması için Sofya Şehir Mahkemesi’ne gereken belgelerin sunulması için hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğu belirtildi.
Siyasi Partiler Yasası'na göre, bir partinin mahkemece resmi kaydı yapılması için 2 bin 500 üyenin imzası gerekiyor.
Ajans Bg

AJANS BG
Naci Şensoy: 'Bulgaristan'daki teknik direktörler Kapalıçarşı'daki hamallar gibi eziliyor'
Yurt dışındaki başarılarıyla Türkiye'nin gurur kaynağı olan Pirin takımının hocası teknik direktör Naci Şensoy, 'Bulgaristan'daki teknik direktörler Kapalıçarşı'daki hamallar gibi eziliyor' diyerek meslektaşlarını savundu. 





AJANS BG 25 Nisan 2016 Pazartesi
Mustafa Karadayı'nın gözyaşları
HÖH Partisinin 9. Olağan Kurultayı'nda partinin genel başkanlığına seçilen tek aday Mustafa Karadayı, gözyaşlarına hakim olamadı. Delegelerin oybirliği ile kendisini genel başkanı olarak seçmesinin ardından söz almak için kürsüye gelen Karadayı, duygulu anlar yaşadı.

AJANS BG
www.ajansbg.net